Mehmet Öğütçü
Hayatta büyük kırılmalar çoğu zaman büyük olaylarla başlamaz.
Küçük tavizlerle başlar.
Bir cümleyle…
Bir ses tonuyla…
Bir küçümsemeyle…
Bir yok sayılmayla…
Ve çoğu insan o ilk anda susmayı olgunluk zanneder.
Oysa hayatın en sert gerçeklerinden biri şudur:
Saygısızlığa bir kez izin verirsen, insanlar onun sınırını genişletmeye başlar.
Bu “pire için yorgan yakmak” değildir.
Tam tersine…
Yorganın yavaş yavaş elinden alınmasına izin vermemektir.
Çünkü insan ilişkileri görünmez sınırlar üzerinde yürür. İnsanlar size nasıl davranacaklarını çoğu zaman sizin neye izin verdiğinize bakarak belirler.
Sessizlik bazen asalettir.
Ama bazen de davetiyedir.
Bugünün insanı yalnızca ekonomik baskı altında değil; aynı zamanda ciddi bir psikolojik kuşatma altında yaşıyor. Sürekli ulaşılabilir olma zorunluluğu, herkesi memnun etme baskısı, kırmama çabası, her şeye yetişme telaşı…
Ve en önemlisi:
kendini ihmal ederek ilişkileri ayakta tutmaya çalışma alışkanlığı…
Özellikle bizim toplumda “idare etmek” fazla yüceltiliyor.
“Boşver…”
“Alttan al…”
“Büyütme…”
“Kalp kırılmasın…”
Elbette her mesele savaş sebebi değildir. Olgunluk bazen susabilmektir.
Ama sürekli geri çekilen insanlar bir süre sonra kendi içlerinde aşınmaya başlar.
Çünkü bastırılmış kırgınlık kaybolmaz.
Birikir.
Ve insan fark etmeden kendi değerini küçültmeye başlar.
Son dönemde sosyal medyada dolaşan bazı cümlelerin milyonlarca insanda karşılık bulması tesadüf değil. İnsanlar artık saygısızlığa tahammül etmemeyi, sürekli kırılmayı seçen insanları düzeltmeye çalışmamayı, her kararını herkese açıklama ihtiyacı duymamayı, çaba görmediği yerde geri çekilmeyi ve huzurunu korumayı öğrenmeye çalışıyor.
İlk bakışta sert görünebilir.
Ama aslında bu biraz da zihinsel olgunlaşmanın dili.
Çünkü insan belli bir yaştan sonra şunu fark ediyor:
Herkesi kurtaramazsın.
Herkesi taşıyamazsın.
Ve herkes senin hayatında kalmayı hak etmez.
Biz bazen sevgiyi fazla romantikleştiriyoruz.
Oysa uzun ilişkileri ayakta tutan şey çoğu zaman sevgiden çok saygıdır.
İnsan sevdiğine kızabilir.
Bağırabilir.
Tartışabilir.
Ama saygı kaybolduğu anda ilişki eşitliğini kaybeder.
Ve en ağır saygısızlık çoğu zaman hakaret değildir.
İnsanı görünmez hale getirmektir.
Emeğini küçümsemek…
Fedakârlığını sıradanlaştırmak…
Sadece ihtiyaç duyunca aramak…
Seni sürekli erişilebilir görmek…
Varlığını alışkanlığa dönüştürmek…
İnsan sert sözleri bazen unutur.
Ama değersiz hissettirildiği anları kolay unutmaz.
Burada önemli bir denge var.
Psikolojik dayanıklılık her şeye bağırmak değildir.
Kabalık hiç değildir.
İnsanları hayatından hoyratça çıkarmak da değildir.
Asıl mesele şudur:
İyi kalabilmek ama ezilmemek.
Gerçekten güçlü insanlar sürekli kavga çıkarmaz.
Ama sınır koyarlar.
Sessiz ama net dururlar.
Ton değiştirirler.
Mesafe koyarlar.
Gerekirse ilişkiyi küçültürler.
Gerekirse tamamen çıkarırlar.
Çünkü insanın kendine duyduğu saygı, başkalarının ona davranış standardını belirler.
Hayat çoğu zaman bize hak ettiğimizi değil,
izin verdiğimizi verir.
Bu mesele sadece bireysel ilişkilerle sınırlı da değildir.
Ailede…
Şirkette…
Siyasette…
Devlet yönetiminde…
Aynı kural işler.
Küçük saygısızlıklar normalleşirse büyük çürümeler başlar.
Bir yönetici küçük adaletsizlikleri görmezden gelirse kurum kültürü bozulur.
Bir ailede sınırlar kaybolursa sevgi tükenir.
Bir toplum sürekli seviyesiz dili ödüllendirirse nezaket istisna haline gelir.
Medeniyet dediğimiz şey biraz da “haddini bilme kültürüdür.”
Hayat insanı bazen geç olgunlaştırıyor.
Birçok insan yıllar sonra şunu öğreniyor:
Her açıklama yapmak zorunda değilsin.
Her savaşı vermek zorunda değilsin.
Herkesi yanında tutmak zorunda değilsin.
Ve en önemlisi:
Kendi huzurunu korumak bencillik değildir.
Belki de gerçek olgunluk şu cümlede saklı:
“Ben iyi niyetimi korurum ama kendimi ezdirmem.”
Çünkü saygısızlığa bir kez izin verirsen…
Bir süre sonra insanlar senden özür dilemeyi değil,
sana bunu yapabilmeyi normal görmeye başlar.

MEHMET ÖĞÜTÇÜ
DOĞA
15 saat önceGENEL
15 saat önceYEREL-
1 gün önceGÜNDEM
2 gün önceGENEL
2 gün önceEKONOMİ
2 gün önceUNCATEGORİZED
3 gün önce
1
YENİ BİR ÇAĞIN EŞİĞİNDE: AVRUPA VE ORTA DOĞU’DA STRATEJİK UYANIŞ VE DEMOKRATİK BİRLİK
2896 kez okundu
2
SİYASİ PARTİLERİMİZ – 2: AK PARTİ
2582 kez okundu
3
ANILARLA YAŞAMAK
2509 kez okundu
4
Söz Ver, Ama Tut: Gençlere ve İş Dünyasına Notlar
2444 kez okundu
5
Başkan Deniz, sınıfı geçti
2337 kez okundu
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.