Mahmut Övür
BD ve Çin, yeni dünya düzeninin iki büyük gücü. Araya Rusya’yı da sıkıştırabiliriz ama asıl rekabet, daha doğrusu “savaş” bu iki güç arasında yaşanıyor.
ABD Başkanı Trump’ın Çin gezisi bu nedenle 1971’deki Nixon gezisi kadar tarihi olmasa da kritik bir gezi. Büyük oranda İran savaşında görünür bir zafer elde edemeyen Trump’a nefes olduracak bir gezi. Çin’in de işine geliyor ve zaman kazandırıyor.
Bu yüzden bu geziyle iki ülke arasındaki asıl mesele bitmiş olmayacak. Çünkü ABD’nin asıl hedefi İran değil Çin’di.
İlk önceliği de “düşüşegeçen imparatorluk” algısını değiştirmekti. Trump’ın Panama ve Venezuela‘dan Çin’i kovması, İran’a saldırısıyla petrol ve gıda krizi yaratması boşuna değil.
Bütün bunlar iç siyasette Trump’ı sıkıştırsa da Trump küresel düzeyde çok daha büyük bir tehlike gördüğü yükselenÇin‘i durdurmak istiyor.
Doğrusu Çin’in yükselen güç olduğu gerçeğini ABD Başkanı Trump‘a Çin Devlet Başkanı Şi Cinping‘in, tam 2500 yıl önce Atina’da yaşanan “Tukidides Tuzağı” örneğiyle hatırlatması da ilginçti. Çünkü Tukidides Tuzağı tam da bugün ABD ile Çin arasında yaşanan durumu anlatıyor. Biri çöken, diğeri yükselen güç…
Bu kavram önce 2015’te yine Çin-ABD geriliminin artmasıyla Amerikalı Profesör Graham Allison tarafından gündeme getirilmiş ve popüler olmuştu. Prof. Allison’un, Harvard Üniversitesi Belfer Bilim ve Uluslararası İlişkiler Merkezi’nde yaptığı çalışmanın sonucu çarpıcıydı: “Son500 yılda böyle 16örnek yaşandı, bunun12’si savaşla bitti…”
Peki bugün ABD-Çin ilişkileri nasıl bitecek? Barışla mı savaşla mı?
Trump’ın Çin gezisi kısa vadeli bir bahar havası getirecek gibi görünüyor. Ama bu arka planda süren büyük rekabeti ortadan kaldırmaya yetmez. Çünkü Çin özellikle son 20 yılda 143 ülkeyi kapsayan “Kuşak ve YolProjesi”yle inanılmaz bir yol aldı. Sadece Pekin’i, İstanbul ve Londra’ya bağlayan orta kuşaktan söz etmiyorum, dünyanın dört bir yanını saran bir proje bu. Deniz, Buz ve Siber Kuşak yollarla Çin, devasa bir projeyi hayata geçiriyor ve yükseliyor. Farklı eleştiriler olsa da Çin, projenin “kazan-kazan” mantığıyla ülkelere kazandıracağını ve barışı güçlendireceğini söylüyor. Bu da dünyanın tek patronu ABD’yi korkutuyor.
Bu yüzden ABD uzun süredir Çin’in yükselişini durduracak planlar yapıyor. Trump bu işin öncüsü görünüyor ama bu bir ABD devlet projesi.
Uzun yıllardır da ABD’li uzmanlar, Çin’i durdurmak için kafa yoruyor. Alın ABD’nin en önemli düşünce kuruluşlarından RAND Corporation’ı… RAND’ın 10 Ağustos 2022 tarihli raporunda şu iki vurgu dikkat çekiciydi:
Savaş kaçınılmaz,küresel liderlik savaşsız teslim edilmez
Kuşak Yolu engelleme ancak savaşla mümkün.
“Kuşak ve Yol, BüyükAvrasya Ortaklığı” kitabının yazarı Mehmet Ali Güler şu yorumu yapıyor: “ABD açısından stratejiksorun Kuşak veYol’un engellenmesi, taktik sorun da Kuşak ve Yol coğrafyasındaki ülkeleri etki altında tutmak/ almaktır.”
İran saldırısının arkasında da böyle bir yaklaşım var. Bu yaklaşımı, en ateşli biçimde ilk ve ikinci başkanlık döneminde Trump savundu. Hatta Pentagon’un Mayıs 2020’de hazırladığı “ÇinRaporu”nda “TrumpDoktrini”den söz edildi ve şu tez öne sürüldü: “ABD,Çin’in mevcut dünya düzenini zayıflatmasına göz yumamaz.”
ABD hem saldırıyor hem el sıkışıyor. Daha fazla güçlenmeden Çin’in de orta ölçekli diğer ülkelerin de önünü kesmeye çalışıyor. Başarmıyor da değil. Ama bu başarıyı daha ne kadar sürdürecek o meçhul. Geliyor gelmekte olan…
DOĞA
15 saat önceGENEL
15 saat önceYEREL-
1 gün önceGÜNDEM
2 gün önceGENEL
2 gün önceEKONOMİ
2 gün önceUNCATEGORİZED
3 gün önce
1
YENİ BİR ÇAĞIN EŞİĞİNDE: AVRUPA VE ORTA DOĞU’DA STRATEJİK UYANIŞ VE DEMOKRATİK BİRLİK
2896 kez okundu
2
SİYASİ PARTİLERİMİZ – 2: AK PARTİ
2582 kez okundu
3
ANILARLA YAŞAMAK
2509 kez okundu
4
Söz Ver, Ama Tut: Gençlere ve İş Dünyasına Notlar
2444 kez okundu
5
Başkan Deniz, sınıfı geçti
2337 kez okundu
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.