CHP’DE ASIL TARTIŞILMASI GEREKEN: NE DEĞİŞMELİ?
Türkiye’de siyaset uzun süredir kişiler üzerinden tartışılıyor. Oysa asıl mesele yalnızca isimler değil; siyasal yapıların işleyişi, parti kültürü ve demokrasi anlayışıdır. CHP’de yaşanan tartışmalar da yalnızca liderler arası bir mücadele değil; aynı zamanda partinin örgüt yapısının, siyasal reflekslerinin ve kurumsal kapasitesinin yeniden sorgulanmasını gerektiren bir süreci işaret etmektedir.
Bugün toplumun önemli bir kesimi aynı soruları sormaktadır:
Gerçekten değişen nedir?
İsimler mi değişiyor, yoksa siyaset anlayışı mı?
Çünkü yıllardır değişmeyen bazı temel sorunlar dikkat çekmektedir:
Parti içi demokrasi eksikliği,
aday belirleme süreçlerine yönelik güvensizlik,
dar ekiplerin belirleyici olması,
liyakat yerine sadakat ilişkilerinin öne çıkması,
aynı isimlerin uzun yıllar siyasetin merkezinde kalması…
Buna rağmen kamuoyunda sürekli bir “değişim” söylemi üretilmektedir. Ancak söylem ile pratik arasındaki fark giderek daha görünür hale gelmektedir.
Ben de bir dönem değişim söylemini destekleyenlerden biriydim. Ancak zamanla şunu fark etmek zorunda kaldım: “Değişim” diyerek ortaya çıkan birçok yeni yapı, aslında mevcut düzenin farklı isimlerle devam etmesini sağladı. İsimler değişti ama siyasal refleksler, ekip anlayışı ve siyaset kültürü büyük ölçüde aynı kaldı.
Bugün Deniz Baykal döneminde eleştirilen birçok anlayışın daha sonra Kemal Kılıçdaroğlu döneminde de devam ettiği yönünde eleştiriler yapılmıştır. Benzer tartışmalar bugün Özgür Özel yönetimi için de sürmektedir.
Bu durum toplumda şu düşüncenin güçlenmesine neden olmaktadır:
“İsimler değişiyor ama yapı çok fazla değişmiyor.”
Oysa çözüm sanıldığı kadar zor değildir.
Örneğin:
Çünkü şeffaflık olmadan güven olmaz.
Liyakat olmadan demokrasi güçlenmez.
Sürekli aynı isimlerin siyasetin merkezinde kalması ise toplumdaki değişim umudunu zayıflatır.
Şimdi bazıları şu soruyu sorabilir:
“İktidar bu kadar baskı kurarken neden CHP eleştiriliyor?”
Aslında tam da mesele burada başlamaktadır. Eğer CHP gerçekten güçlü, demokratik, liyakatli ve toplumun tüm kesimlerine güven veren kurumsal bir yapı oluşturabilseydi; bugün çok daha güçlü bir toplumsal destek üretebilir ve çok daha etkili bir demokratik mücadele hattı kurabilirdi.
Ancak yıllardır aynı sorunlar konuşulmasına rağmen somut reformların hayata geçirilmemesi, toplumun önemli bir kesiminde farklı sorgulamaları da beraberinde getirmektedir.
Çünkü bir yapının gerçekten değişmek istediği; söylemlerle değil, risk alarak kendi içindeki sistemi dönüştürmesiyle anlaşılır.
Tam da bu nedenle insanlar artık şu soruyu sormaktadır:
CHP gerçekten dönüşmek ve iktidar alternatifi olmak isteyen bir parti mi; yoksa değişim söylemi üzerinden mevcut düzenin devam ettiği kontrollü bir siyasal yapıya mı dönüşmektedir?
Bu soru ağır olabilir. Ancak yıllardır konuşulan demokratik reformların hâlâ uygulanmaması, toplumdaki güvensizliği artırmaktadır.
Çünkü gerçek değişim yalnızca liderlerin değişmesiyle değil; kuralların, kurumların, siyaset anlayışının ve zihniyetin değişmesiyle mümkündür.

Prof. Dr. Erkan AKTAŞ
UNCATEGORİZED
1 gün önceDÜNYA
20 gün önceMAGAZİN
20 gün önceGÜNDEM
21 gün önceDÜNYA
25 gün önceDÜNYA
25 gün önceGÜNDEM
26 gün önce
1
Kılıçdaroğlu’nun açıklama yaptığı salonda dikkat çeken değişiklik
4234 kez okundu
2
Ahmet Serkan Tuncer in İhraç İstemi Üzerine
4208 kez okundu
3
TİSAN DAVASINDA GÖZLER YENİDEN KEŞİF SÜRECİNDE
4145 kez okundu
4
YENİ BİR ÇAĞIN EŞİĞİNDE: AVRUPA VE ORTA DOĞU’DA STRATEJİK UYANIŞ VE DEMOKRATİK BİRLİK
2940 kez okundu
5
SİYASİ PARTİLERİMİZ – 2: AK PARTİ
2641 kez okundu