19 Ağustos 2026 Çarşamba
Küresel Paylaşım Savaşında Çin "Kazan-Kazan" vaadiyle Afrika’ ya açılırken…
Uganda ve Burundi, Gazze’de uluslararası güce asker göndermeyi görüşüyor
GELİŞMEKTE OLAN ÜLKELERDE ŞEHİRLER BÜYÜMENİN LOKOMOTİFİDİR.
Allah Gültak’a Yardım Etsin…
AVM’LER KARŞISINDA KENT MERKEZLERİ NASIL AYAĞA KALKAR?
EN BÜYÜK DEVRİMCİ’YE SAYGIYLA…
Atık İthalatının Yarattığı Dışsallıklar (Varan 2): Balıkçılık
Deniz Ekosistemi ve Balık Üretimi
Turizmden sonra atık ithalatının oluşturabileceği çevresel dışsallıklardan etkilenme riski en yüksek sektörlerden biri balıkçılıktır. Çünkü balık üretimi yalnızca avlanan balık miktarından ibaret değildir; sağlıklı bir deniz ekosistemine bağlıdır. Planktonlardan deniz çayırlarına, kabuklulardan küçük balıklara kadar uzanan besin zincirinin herhangi bir halkasında meydana gelebilecek bozulmalar, zamanla tüm ekosistemi ve balık üretimini olumsuz etkileyebilir. Bu nedenle deniz ekosistemi ile balık üretimi birbirinden ayrı düşünülemez.
Başta mikroplastikler olmak üzere deniz ortamına ulaşan her türlü atık, deniz ekosistemini olumsuz etkileyebilmektedir. Mikroplastikler yalnızca deniz canlılarının bünyesinde biriken kirleticiler değildir; aynı zamanda besin zincirini, üreme alanlarını ve deniz canlılarının yaşam döngüsünü etkileyerek balık stoklarının yenilenmesini zorlaştırabilir. Bunun sonucu ise avcılıkta verim kaybı, su ürünleri yetiştiriciliğinde kalite ve üretim azalması gibi önemli ekonomik risklerdir.
Bölge Ekonomisi Açısından Önemi
Mersin, Adana ve Antalya; deniz balıkçılığı ve su ürünleri yetiştiriciliği bakımından Türkiye’nin en önemli kıyı bölgeleri arasında yer almaktadır. Binlerce kişi geçimini doğrudan veya dolaylı olarak avcılık, balıkçılık ve su ürünleri üretiminden sağlamaktadır. Aynı zamanda bu bölgelerde üretilen deniz ürünleri hem iç pazara sunulmakta hem de ihracata katkı sağlamaktadır. Dolayısıyla deniz ekosisteminde meydana gelebilecek bozulmalar yalnızca çevresel bir sorun değil; üretim, istihdam, ihracat ve bölgesel kalkınmayı da etkileyebilecek önemli ekonomik dışsallıklar oluşturabilir.
Bilimsel İzleme Zorunluluğu
Bu noktada en önemli önceliklerden biri, bölgede avlanan ve yetiştirilen balıklardaki mikroplastik düzeylerinin kapsamlı bilimsel çalışmalarla ortaya konulmasıdır. Mersin, Adana ve Antalya kıyılarındaki balıklarda mikroplastik birikimi düzenli olarak izlenmeli, sonuçlar şeffaf biçimde kamuoyuyla paylaşılmalıdır. Böylece hem tüketicilerin güvenilir bilgiye ulaşması sağlanacak hem de olası riskler bilimsel veriler ışığında değerlendirilebilecektir.
Aynı zamanda geri dönüşüm tesisleri, atık yönetimi uygulamaları ve diğer kirlilik kaynaklarının deniz ekosistemi üzerindeki etkileri ayrıntılı biçimde araştırılmalıdır. Bilimsel çalışmalar, bu faaliyetlerin balıkçılık ve su ürünleri üretimi üzerinde olumsuz etkiler oluşturduğunu ortaya koyarsa, gerekli idari ve hukuki tedbirler gecikmeden alınmalı; atık ithalatı politikaları yeniden gözden geçirilmelidir.
Sonuç
Atık ithalatının oluşturduğu maliyetler yalnızca çevreyle sınırlı değildir. Deniz ekosisteminde meydana gelebilecek bozulmalar; balık üretimini, balıkçılığı, su ürünleri yetiştiriciliğini, gıda güvenliğini, ihracatı ve bölge ekonomisini birlikte etkileyebilecek önemli ekonomik dışsallıklar doğurabilir. Bu nedenle balıklardaki mikroplastik düzeyleri düzenli olarak izlenmeli, bilimsel araştırmalar desteklenmeli ve elde edilen bulgular doğrultusunda gerekli önlemler gecikmeden hayata geçirilmelidir.
Ancak bu zincir balıkçılıkla sona ermemektedir. Deniz ekosistemindeki bozulmaların tarımsal üretim, halk sağlığı ve nihayetinde Türkiye ekonomisi üzerindeki etkileri de bütüncül bir bakış açısıyla değerlendirilmelidir. Bir sonraki yazılarımda sırasıyla atık ithalatının tarım, halk sağlığı ve Türkiye ekonomisi üzerindeki ekonomik dışsallıklarını ele alacağım. O zaman görülecektir ki, kısa vadeli ve sınırlı ekonomik kazanımlar uğruna uygulanan bu politikanın Türkiye’ye yüklediği gerçek ekonomik maliyet, bugün tahmin edilenden çok daha büyüktür.
Prof. Dr. Erkan AKTAŞ