11 Eylül 2026 Cuma
Mercimek üretim desteği ve Türkiye Kanada karşılaştırması…
DİSK: Son 9 yılda en az 546 çocuk çalışırken yaşamını yitirdi
GELİŞMEKTE OLAN ÜLKELERDE ŞEHİRLER BÜYÜMENİN LOKOMOTİFİDİR.
Allah Gültak’a Yardım Etsin…
MERSİN’E DEĞER KATANLARIN ADLARI YAŞAMALI
BERGAMA; GURURLA…
BU YALNIZCA BİR ÇEVRE MESELESİ DEĞİL, VATAN MESELESİDİR!
Plastik atık ithalatı ve Akdeniz’de giderek büyüyen mikroplastik kirliliği, toplumun bütün kesimlerinin birlikte hareket etmesi gereken bir meseledir. Belediye başkanları, bakanlıklar, milletvekilleri, siyasi partiler, sendikalar, meslek odaları, ticaret ve sanayi odaları, borsalar, üniversiteler ve sivil toplum kuruluşları daha neyi bekliyor?
Cüzi bir ekonomik kazanç uğruna Avrupa’nın plastik atıkları Türkiye’ye geliyor. Bu atıkların neden gönderildiğini, Türkiye’ye hangi ekonomik düzen içinde ulaştığını ve çevresel maliyetinin kime bırakıldığını defalarca ortaya koyduk. Buna rağmen kirlilik devam ediyor; toprağımıza, tarım alanlarımıza, havamıza, denizlerimize, balıklara ve halk sağlığına zarar veriyor. Fakat plastik atık ithalatını durduracak ya da ciddi biçimde sınırlandıracak somut bir adım hâlâ atılmıyor.
Bu, artık “yeter” denilmesi gereken bir noktadır. Ne yazık ki toplumsal tepki hâlâ dağınık; kurumlar arasında birlik, kararlılık ve ortak hareket iradesi yok.
Oysa bu meselenin partisi olmaz. A, B veya C partisi yoktur. Çünkü kirlenen deniz hepimizin, zehirlenen toprak hepimizin, soluduğumuz hava hepimizin; tehdit altında olan gelecek ise çocuklarımızındır.
Plastik atık ithalatına karşı mücadele yalnızca bir çevre mücadelesi değildir. Bu; doğamızı, toprağımızı, suyumuzu, sağlığımızı ve ülkemizin geleceğini koruma mücadelesidir. Başka ülkelerin çöplerine karşı kendi ülkemizi savunmak açıkça bir vatan meselesidir.
Artık susmanın, seyretmenin ve sorumluluğu birbirine atmanın değil; birlikte ve kararlılıkla harekete geçmenin zamanıdır: Plastik atık ithalatı derhâl durdurulmalıdır.
Prof. Dr. Erkan AKTAŞ