15 Nisan 2026 Çarşamba
Türkiye’de “tarımda kendi kendine yeterliyiz” söylemi sıkça dile getiriliyor. Ancak asıl mesele ne kadar ürettiğimiz değil, hangi ürünlerde yeterli olduğumuzdur.
Tarımda yeterlilik kriz dönemlerinde stratejik önem taşır. Ancak yeterlilik tek başına yeterli değildir. 2025 yılı bitkisel ürün denge tabloları Türkiye’nin homojen bir yapıya sahip olmadığını gösteriyor:
Sebzelerde yeterlilik (%108,8)
Meyvelerde yüksek oranlar (kayısı %594,9)
Tahıllarda ise kırılgan yapı (%91,1)
GÜÇLÜ VE ZAYIF ALANLAR
Türkiye meyve ve sebzede güçlüdür. Bu durum ihracat ve bölgesel kalkınma açısından önemlidir. Ancak bu ürünler stratejik değildir.
Asıl risk tarla ürünlerinde:
Buğday sınırda
Mısır, arpa yetersiz
Soya kritik düzeyde yetersiz
Bu ürünler gıda sisteminin, hayvancılığın ve tarımsal sanayinin temelidir.
PLANLAMA VE YAPI SORUNU
Tarımın temel sorunu üretim değil, örgütlenme ve planlama eksikliğidir.
Kooperatifler zayıf
Piyasa belirleyici
Kamu yönlendirmesi sınırlı
Bu nedenle üretim büyük ölçüde kontrolsüz ilerlemektedir.
GIDA FİYATLARI NEDEN YÜKSEK?
Türkiye’de gıda fiyatlarının yüksekliği üretim eksikliğinden değil, yapısal sorunlardan kaynaklanmaktadır.
Özellikle et fiyatları:
Yem maliyetlerine
Yem ise ithal girdilere (soya, mısır) bağlıdır
Yani:
Et fiyatları büyük ölçüde dövize bağlıdır.
Ayrıca işlenmiş gıdada enerji ve lojistik maliyetleri fiyatları artırmaktadır.
Sonuç:
Tarım güçlü ama tüketici pahalı gıdaya erişiyor.
ÇÖZÜM: BÜTÜNLEŞİK YAKLAŞIM
Parçacı politikalar yeterli değildir.
Tarım, üretim–sanayi–pazar bütünlüğü içinde ele alınmalıdır.
Ayrıca kısa vadeli yaklaşımlar yerine:
Tarımın devlet politikası olarak uzun vadeli planlanması gereklidir.
SONUÇ: GÜÇ VAR, YÖN YOK
Türkiye:
Tarımda güçlü ve küresel bir üreticidir.
Tarımsal sanayide de yükselmektedir.
Ancak:
Yön veren değil, uyum sağlayan bir ülkedir.
Bu nedenle:
Stratejik ürünlere odaklanılmalı
Planlama güçlendirilmeli
Tarım–sanayi entegrasyonu artırılmalı
Ve en önemlisi:
Mesele üretmek değil, doğru ürünü doğru sistemle üretmektir.
Aksi halde:
Üreten ama pahalı tüketen bir ülke olmaya devam ederiz.
Son söz:
Kendi kendine yeterli miyiz, değil miyiz?” tartışması çoğu zaman sığ bir tartışmadır. Asıl mesele, kendi üretim modelimizi ve sistemimizi kurup kuramadığımızdır. Bugün yanlış yerden baktığımız için hem gıdayı pahalı tüketiyor hem de sağlıklı ve erişilebilir gıdaya ulaşmakta zorlanıyoruz. Sorun üretimde değil, sistemdedir. Ve bu sistem kurulmadıkça, yeterlilik tartışmaları gerçek bir çözüm üretmeyecektir.
Prof. Dr. Erkan AKTAŞ