Erkan Aktaş

Erkan Aktaş

19 Ağustos 2026 Çarşamba

AVRUPA’NIN PLASTİK ATIĞI NEDEN TÜRKİYE’YE GELİYOR?

AVRUPA’NIN PLASTİK ATIĞI NEDEN TÜRKİYE’YE GELİYOR?
0

BEĞENDİM

ABONE OL

AVRUPA’NIN PLASTİK ATIĞI NEDEN TÜRKİYE’YE GELİYOR?

İngiltere–Almanya, Almanya–Türkiye ve İngiltere–Türkiye plastik atık ticaretini 2025 verileri üzerinden karşılaştırdık. İngiltere ve Almanya daha yüksek birim değerli plastik atık ithal ederken, Türkiye’ye daha düşük birim değerli akımlar yöneliyor. Peki ekonomik değer Avrupa’da kalırken çevresel maliyet Türkiye’ye mi aktarılıyor?

Türkiye birçok ülkeden plastik atık ithal ediyor. Biz iki önemli ülkeye, İngiltere ve Almanya’ya odaklandık. Çünkü İngiltere → Almanya, Almanya → Türkiye ve İngiltere → Türkiye hatlarını birlikte okuduğumuzda dikkat çekici bir örüntü ortaya çıkıyor.

İngiltere 2025’te yaklaşık 123 bin ton plastik atık ithal ederken 676 bin ton ihraç etti. Bunun yaklaşık 140 bin tonu Türkiye’ye gitti.

Ancak asıl dikkat çekici olan miktardan çok birim değer. İngiltere’nin ithal ettiği plastik atığın ortalama birim değeri 422 sterlin/ton iken, genel ihracatında 224 sterline, Türkiye’ye ihracatında ise 176 sterlin/tona düşüyor.

Yani İngiltere’nin Türkiye’ye gönderdiği plastik atık sepetinin birim değeri, ithal ettiği sepetten yaklaşık yüzde 58 daha düşük.

ALMANYA’DA DA AYNI ÖRÜNTÜ

Almanya 2025’te yaklaşık 592 bin ton plastik atık ithal ederken 817 bin ton ihraç etti. Türkiye’ye gönderdiği miktar yaklaşık 155 bin ton.

Almanya’nın durumu özellikle ilginç. Yüz binlerce ton plastik atık ithal ediyor, işliyor ve buna rağmen ithal ettiğinden daha fazlasını yeniden ihraç ediyor.

İngiltere’den Almanya’ya giden seçili plastik atık sepetinin miktarla ağırlıklandırılmış ortalama birim değeri yaklaşık 315 €/ton iken, Almanya’dan Türkiye’ye gönderilen aynı sepetin değeri 187 €/tona düşüyor.

Aradaki fark yaklaşık yüzde 41.

İki ülkede de aynı soru karşımıza çıkıyor:

AVRUPA’NIN “ÇÖPÜNÜN ÇÖPÜ” TÜRKİYE’YE Mİ GELİYOR?

Birim ticaret değeri tek başına kalite göstergesi değildir. Ancak hem İngiltere hem Almanya’dan Türkiye’ye yönelen akımların belirgin biçimde daha düşük birim değer taşıması önemli bir araştırma sorusu doğuruyor:

Daha düşük kaliteli, ayrıştırılması güç, geri kazanım değeri düşük veya bertaraf maliyeti yüksek plastikler Türkiye’ye mi yöneliyor?

Burada gate fee (atık kabul ve işleme bedeli) mekanizması önem kazanıyor.

Eğer bazı sevkiyatlarda firmalar atığı düşük bedelle temin ederken bir de gate fee alıyorsa model cazip:

Ucuz atığı al, gate fee’yi al, değerli kısmını ayrıştır ve sat.

Peki büyük bölümü geri dönüştürülemeyecek kadar düşük nitelikteyse?

Geriye bertaraf edilmesi gereken atık ve onun maliyeti kalıyor. Gate fee’nin Türkiye’de hangi sevkiyatlarda ve ne miktarda uygulandığını bilmiyoruz. Bunun mutlaka araştırılması gerekiyor.

KAZANÇ ÖZEL, MALİYET TOPLUMSAL

Bir geri dönüşüm şirketinin para kazanması, Türkiye’nin de kazandığı anlamına gelmez.

Bertaraf maliyeti, arıtma altyapısına yük, su ve toprak kirliliği, tarım ve deniz üzerindeki etkiler ticaret fiyatına yansımıyorsa bunun adı negatif dışsallıktır.

Kazanç firmada kalırken maliyet topluma yüklenir.

Adana’da 2026’da yayımlanan bilimsel araştırmada plastik geri dönüşüm tesislerinin aşağısındaki sulama kanallarında mikroplastik yoğunluğunun bazı noktalarda yukarı akıma göre 132 kata kadar arttığı belirlendi. Bu kanallar tarımsal sulamada kullanılıyor ve Seyhan Nehri üzerinden Akdeniz’e bağlanıyor.

Yani gerçek denklem yalnızca ucuz atık + gate fee + geri dönüştürülmüş plastik geliri değildir.

Diğer tarafta bertaraf maliyeti, arıtma yükü, kirlenen su ve toprak, tarımsal risk ve deniz kirliliği vardır.

Üstelik mesele yalnızca İngiltere ve Almanya değil. AB’den Türkiye’ye 2025’te yaklaşık 503 bin ton plastik atık gönderildi. Türkiye, Avrupa plastik atık ticaretinin başlıca destinasyonlarından biri haline gelmiş durumda.

21 KASIM 2026: RİSK BÜYÜYEBİLİR

21 Kasım 2026’dan itibaren AB’nin OECD üyesi olmayan ülkelere plastik atık ihracatı yasaklanacak. Türkiye OECD üyesi olduğu için otomatik yasağın dışında kalıyor.

Avrupa’nın bazı çıkış kapıları kapanırken Türkiye’ye yönelen plastik atık baskısının artması ihtimali göz ardı edilmemeli.

Türkiye bunu beklememeli.

ÖNCE MUSLUĞU KAPATALIM

Plastik atık ithalatı geçici olarak durdurulmalıdır.

Bu sürede gerçek geri dönüşüm oranları, gate fee ödemeleri, bertaraf yöntemleri ve ithal edilen atığın nihai olarak nereye gittiği ortaya çıkarılmalı; ardından çok daha sıkı ve şeffaf kurallar oluşturulmalıdır.

Özellikle Adana ve Mersin’de geri dönüşüm tesislerinin arıtma altyapısına, tarım alanlarına, su kaynaklarına ve denize bindirdiği toplam yük belirlenmelidir. Bölgenin taşıma kapasitesi aşılmışsa tesislerin kapasitesi azaltılmalı; gerekli durumlarda faaliyetleri durdurulmalı, çevre standartlarını karşılamayan tesisler kapatılmalıdır.

Almanya, İngiltere ve diğer Avrupa ülkeleri Türkiye kapıyı kapattığında kendi plastik atıklarıyla ne yapacak?

Bu onların sorunu.

Türkiye’nin sorumluluğu kendi toprağını, suyunu, tarımını ve denizini korumaktır.

ÖNCE MUSLUĞU KAPATALIM. SONRA SİSTEMİN NEDEN TAŞTIĞINI KONUŞALIM.

Prof. Dr. Erkan AKTAŞ

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.