Nefise Canaran

Nefise Canaran

19 Haziran 2026 Cuma

CHP VE KRALLAR ÇIPLAK!

CHP VE KRALLAR ÇIPLAK!
0

BEĞENDİM

ABONE OL

CHP VE KRALLAR ÇIPLAK!

Siyasetin en büyük sınavlarından biri, gerçeği propaganda gürültüsünün arasından ayıklayabilmektir. Özellikle köklü siyasi hareketlerde yaşanan kriz dönemleri, kişilerin değil; ilkelerin, kurumların ve toplumsal sorumluluğun ne kadar güçlü olduğunu ortaya koyar.

Bugün Cumhuriyet Halk Partisi içerisinde yaşanan tartışmaları izlerken, kamuoyunun önemli bir bölümünün gerçeklerden çok oluşturulan algılarla yönlendirilmeye çalışıldığı görülmektedir.

Sürekli tekrar edilen mağduriyet söylemleri, yaşananların özünü anlamayı zorlaştırmakta; parti tabanı ise bu kısır döngünün içerisinde en fazla zarar gören kesim haline gelmektedir.

Bir süredir öyle bir tablo çizilmektedir ki, kendilerini mağdur olarak sunanlar adeta hiçbir sorumluluk taşımayan, hatasız aktörlermiş gibi gösterilmektedir.

Oysa demokrasi, sadece destek istemeyi değil, aynı zamanda hesap verebilmeyi de gerektirir. Eğer bir kişi ya da bir yönetim kendisine yöneltilen iddiaların haksız olduğuna inanıyorsa, bunu sessizlikle değil; açıklıkla, cesaretle ve somut kanıtlarla ortaya koymalıdır.

Suçsuzluğuna inanan insan, elindeki bütün imkânları kullanarak kendisini savunur. Basın gücü, sosyal medya desteği ve arkasında duran geniş bir taban varken, taraftarlarını kalkan yapmadan, doğrudan gerçeklerle mücadele eder.

Çünkü haklılık, kalabalıkların gürültüsünden değil, ortaya konulan delillerden güç alır.

Bugün yaşanan tartışmaların en trajikomik yönlerinden biri de budur. Bir yandan yargı kararları ve ortaya çıkan deliller reddedilirken, diğer yandan aynı adalet mekanizmasına başvurulacağının ifade edilmesidir.

Oysa adalet, yalnızca ihtiyaç duyulduğunda hatırlanacak bir araç değil; herkes için vazgeçilmez bir hukuk güvencesidir.

Kurultay tartışmalarının ilerleyen süreçte nasıl sonuçlanacağını zaman gösterecektir. Ancak unutulmamalıdır ki, siyasi tarihte hiçbir gerçek sonsuza kadar gizli kalmamıştır. Bazen görünen yalnızca buzdağının küçük bir kısmıdır; asıl tablo zaman içerisinde ortaya çıkar.

Cumhuriyet Halk Partisi, Türkiye’nin en köklü siyasi kurumlarından biridir. Bu nedenle partinin geleceği kişiler üzerinden değil, kurumsal kimliği üzerinden değerlendirilmelidir. İnsanlar gelir geçer; ancak kurumlar ve temsil ettikleri değerler yaşamaya devam eder.

Yerel seçim sonuçlarının tamamının belirli kişilere mal edilmesi de gerçekçi değildir. Birçok belediye başkanı, yıllar boyunca kentlerinde ortaya koydukları hizmetler, kurdukları güven ilişkileri ve halk nezdindeki karşılıkları sayesinde yeniden seçilmişlerdir.

İşte Vahap Seçer… Dirayeti, çalışkanlığı, vizyonu, halk desteği son derece memnuniyet verici. CHP’nin sorunu Vahap Seçer gibi başkanların hala göz ardı edilmesidir. Genel siyasette de çok başarılı olacağı, partiyi toparlayacağı açıktır. Başkan Seçer’i tanıyan hiçbir CHP seçmeni tereddüt göstermeden desteğini verir.

Bu başarıların temelinde yalnızca seçim dönemi performansı değil, uzun yılların emeği bulunmaktadır. Aynı şekilde, Vahap Seçer gibi isimlerin ilk adaylık süreçlerinde verilen siyasi desteklerin de hakkını teslim etmek gerekir.

Siyasette en tehlikeli durum, eleştiriyi ihanet; sorgulamayı düşmanlık olarak görmektir. Oysa bazen “Kral çıplak” diyebilmek, kuruma duyulan sadakatin en açık göstergesidir. Çünkü gerçek dostluk, yanlışları alkışlamak değil; gerektiğinde onları cesaretle dile getirebilmektir.

Cumhuriyet Halk Partisi’nin bugün ihtiyaç duyduğu şey, kişiler etrafında şekillenen kutuplaşmalar değil; ilkeler etrafında yeniden birleşebilmesidir. Temiz bir sayfa açabilmek, geçmişle hesaplaşabilmek ve geleceğe güvenle yürüyebilmek için parti içi demokrasinin güçlendirilmesi şarttır.

Partiler kişiler için değil, toplum için vardır. CHP de bireylerden çok daha büyük bir mirastır. Şu anda CHP içinde siyaset yapmış bazı isimlerin varlığı gerçekten CHP için talihsizliktir. Bu mirasın korunması ise duygusal bağlılıklardan değil, akılcı değerlendirmelerden, şeffaflıktan ve siyasi ahlaktan geçmektedir.

Tarih, kişilerin değil; kurumlarına sahip çıkanların ve gerçeği savunma cesareti gösterenlerin yanında yer alacaktır.

NEFİSE CANARAN

Devamını Oku

CHP’DE BABA OCAĞI SEREMONİSİ!

CHP’DE BABA OCAĞI SEREMONİSİ!
2

BEĞENDİM

ABONE OL

Yaşananları hicap ve utançla izliyorum. Özgür Özel elindeki son kozları oynuyor yolun sonu göründüğünden ya da hırsı ve egosu yüzünden belki de ve kazanmak için her yol mubah zihniyetiyle telaşlı hareket ediyor. Kemal Kılıçdaroğlu daha sakin telaşsız, sağduyulu. Eğer kurultayda gerçekten bu iki isim yarışır ve Kılıçdaroğlu bileğinin hakkıyla kazanırsa hain Kemal diyen partililer, Özel tarafındaki il başkanları, milletvekilleri nasıl bir tutum içinde olacak? Özgür Özel ve ekibi hakkında söylenenler hukuksal boyuta taşınırsa bu ekibin yanında kaç kişi kalır acaba buda merak edilen başka bir soru. Tabi aynı durum Özel kurultayda kazanırsa içinde geçerli. Şaibeli bir kurultayın genel Başkanı yine kazansa dahi partili partisiz 0 güvenle yaklaşacaktır. Sonuçta yaşananlar yüzünden 100 senelik köklü partinin huzuru, saygınlığı zedeleniyor.

Ne Kemal Bey ne de Özgür Bey CHP için baba ocağımız diyebilecek kadar CHP içinde yetişen insanlar.  Özgür bey tarafından bunun söylenmesi daha da komik geliyor 3 saatte siyasete girmeye karar verdim dedikten sonra. Ne kadar Önder Sav gibi baba ocağının gerçek evlatlarını yanına çekmiş görünse de bu hiç samimi değil tribüne oynamak. Niye bu kadar yıl değil de şimdi? Sav gibi usta bir siyasetçi yaş almış olsa da bu oyuna gelmez. Zira Sav onlar leb demeden leblebiyi anlayacak kurt siyasetçidir. Önder Sav, ava giderken avlayan siyasetçilerdendir. Kemal Kılıçdaroğlu’da, Özgür Özel’de CHP’sine bundan sonra yararı olacak isimler değil. Kurultayda yeni bir isim genel başkan olmalı.

Gerçek evlat olan kardeşi kardeşe kırdıran değil CHP’sini birleştiren üslubu, parti nezaketini bilen gerçek bir evlat baba ocağına yakışır. Partili partisiz o isim için CHP’sini sandıkta SEÇER.

Nefise CANARAN

Devamını Oku

BELEDİYE BAŞKANLARININ KAMUOYUNDAKİ YANSIMALARI…

BELEDİYE BAŞKANLARININ KAMUOYUNDAKİ YANSIMALARI…
0

BEĞENDİM

ABONE OL

BELEDİYE BAŞKANLARININ KAMUOYUNDAKİ YANSIMALARI…

Yerel yönetimler, bir kentin yalnızca altyapısını yöneten kurumlar değildir. Aynı zamanda kent kültürünü şekillendiren, toplumsal huzuru etkileyen, ekonomik gelişmeye yön veren ve vatandaşın günlük yaşam kalitesini doğrudan belirleyen yapılardır. Bu nedenle belediye başkanlarının kişisel vizyonları, yönetim tarzları, kurumsal yaklaşımları ve halkla kurdukları ilişki, kentlerin geleceğini belirleyen en önemli unsurlar arasında yer almaktadır.

Mersin son yıllarda bu açıdan dikkat çekici bir tablo ortaya koymaktadır. Büyükşehir Belediyesi ile ilçe belediyeleri arasındaki farklı yönetim anlayışları, kamuoyunda sıkça tartışılmakta ve karşılaştırılmaktadır.

Vahap Seçer ve Büyükşehir Belediyesi: Vizyonun Kurumsallaşması

Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer’ in en çok öne çıkan özelliği, belediyeciliği yalnızca yol, asfalt ve kaldırım hizmetlerinden ibaret görmeyen bir anlayış geliştirmesidir.

Sosyal politikalar, tarımsal destekler, kadın istihdamı, ulaşım yatırımları, kültür-sanat faaliyetleri ve kent ekonomisini destekleyen projeler, Büyükşehir Belediyesi’nin çalışmalarında belirgin şekilde yer almaktadır.

Kamuoyunda oluşan genel kanaat, Seçer’ in sürekli sahada olan, sorunları yerinde dinleyen, merkezi yönetimle yaşanan sorunlara rağmen üretmeye çalışan ve kurumsal yapıyı güçlendiren bir yönetici olduğu yönündedir.

Bugün yalnızca Mersin’de değil, Türkiye genelinde de adı sıkça anılan belediye başkanlarından biri haline gelmesi tesadüf değildir. Birçok yerel yönetim uzmanı tarafından Mersin Büyükşehir Belediyesi’nin son yıllarda kurumsallaşma, sosyal belediyecilik ve mali disiplin açısından dikkat çekici bir performans ortaya koyduğu değerlendirilmektedir.

Tarsus Belediyesi: Beklentiler ve Tartışmalar Arasında

Tarsus, tarihsel birikimi, ekonomik potansiyeli ve nüfus yapısıyla Mersin’in en önemli ilçelerinden biridir. Böylesine büyük bir ilçeyi yönetmek yüksek düzeyde iletişim, koordinasyon ve vizyon gerektirmektedir.

Kamuoyunda zaman zaman Tarsus Belediyesi’nin hizmet üretiminden çok siyasi ve kurumsal tartışmalarla gündeme geldiğine ilişkin değerlendirmeler yapılmaktadır. Özellikle Büyükşehir Belediyesi ile ilişkilerin yeterince uyumlu yürütülememesi yönündeki eleştiriler, yerel siyaset çevrelerinde sıkça dile getirilmektedir.

Vatandaşların önemli bir bölümü belediyeler arasında rekabetten çok iş birliği görmek istemektedir. Çünkü yerel yönetimlerde başarı, kurumlar arası çatışmadan değil, ortak akıl ve ortak hizmet anlayışından doğmaktadır.

Bu nedenle Tarsus’ta kamuoyunun temel beklentisi; daha görünür, daha katılımcı ve daha sonuç odaklı bir yönetim anlayışının geliştirilmesidir.

Mezitli Belediyesi: Potansiyel ve Algı Sorunu

Mezitli, Mersin’in eğitim seviyesi yüksek, kentlilik bilinci gelişmiş ve beklentileri oldukça güçlü ilçelerinden biridir.

Bu nedenle burada belediye başkanlarının yalnızca hizmet üretmesi değil, aynı zamanda kamuoyunda güven veren bir yönetim anlayışı sergilemesi de önem taşımaktadır.

Mezitli Belediyesi hakkında son dönemde kamuoyunda çeşitli tartışmaların yaşandığı görülmektedir. Vatandaşların bir kısmı belediyenin kurumsal kimliğinin ve hizmet gündeminin zaman zaman geri planda kaldığını, bunun yerine yönetim anlayışına ilişkin tartışmaların ön plana çıktığını ifade etmektedir.

Yerel yönetimlerde algı da en az hizmet kadar önemlidir. Bir başkanın söylediği sözlerle yaptığı uygulamalar arasında uyum görülmediğinde güven sorunu oluşabilmektedir. Bu nedenle modern belediyecilik anlayışında şeffaflık, tutarlılık, hesap verebilirlik ve kurumsal iletişim büyük önem taşımaktadır.

Mezitli’nin sahip olduğu yüksek potansiyelin daha güçlü bir yönetim modeliyle çok daha ileri noktalara taşınabileceği yönündeki görüşler kamuoyunda sıkça dile getirilmektedir.

Yenişehir Belediyesi: Kurumsallık ve Eğitim Odaklı Yaklaşım

Yenişehir Belediyesi ise kamuoyunda daha çok eğitim, kültür ve kurumsal yönetim anlayışıyla anılmaktadır.

İlçenin sosyoekonomik yapısı dikkate alındığında, eğitim projeleri ve sosyal yatırımların ön plana çıkması doğal karşılanmaktadır.

Yenişehir yönetiminin daha sakin, daha teknik ve kurumsal bir yönetim modeli oluşturma çabası içinde olduğu görülmektedir. Özellikle eğitim alanındaki çalışmalar, kültürel etkinlikler ve kurumsal yapı oluşturma girişimleri kamuoyunda olumlu karşılık bulmaktadır.

Bunun yanında vatandaşlarla kurulan samimi iletişim dili de belediyenin olumlu algısını güçlendiren unsurlar arasında değerlendirilmektedir.

Toroslar Belediyesi: Tartışmalardan Sahaya Yönelen Bir Yönetim

Toroslar, Mersin’in en geniş ve en karmaşık sosyal yapılarından birine sahiptir. Farklı gelir gruplarını, farklı kültürel yapıları ve farklı beklentileri aynı çatı altında buluşturan bir ilçedir.

Belediye Başkanı Abdurrahman Yıldız’ın görev sürecinin ilk dönemlerinde bazı kararları kamuoyunda yoğun şekilde tartışılmıştır. Ancak sonraki süreçte daha dikkatli bir yönetim anlayışı geliştirmeye çalıştığı yönünde değerlendirmeler bulunmaktadır.

Özellikle halkın içinde görünmesi, vatandaşlarla doğrudan temas kurması ve ilçenin temel sorunlarını yerinde gözlemleme çabası kamuoyunda olumlu algılar oluşturmaktadır.

Yerel yönetimlerde halkla temas kurabilen, mahalleleri düzenli ziyaret eden ve vatandaşın sorunlarını doğrudan dinleyen yöneticiler her zaman avantaj sağlamaktadır. Toroslar ‘da bu yaklaşımın karşılık bulduğu görülmektedir.

Belediyecilikte Asıl Ölçü Hizmet ve Güvendir

Yerel yönetimlerde başarı yalnızca yapılan projelerle ölçülmez. Vatandaşın yönetime duyduğu güven, kurumsal kapasite, şeffaflık, hesap verebilirlik, katılımcılık ve sosyal adalet anlayışı da en az fiziki yatırımlar kadar önemlidir.

Bugün Mersin’de belediyeler arasında belirgin yönetim farklılıkları bulunmaktadır. Kimi belediyeler vizyon ve kurumsallıkla öne çıkarken, kimileri kamuoyu algısı ve yönetim tartışmalarıyla gündeme gelmektedir.

Ancak demokratik toplumlarda nihai değerlendirmeyi yapan her zaman halktır. Vatandaş, günlük yaşamında hissettiği hizmeti, yöneticilerin samimiyetini ve belediyelerin ortaya koyduğu performansı sandıkta değerlendirmektedir.

Mersin’in geleceği açısından en büyük ihtiyaç ise belediyeler arasındaki siyasi rekabetin hizmet yarışına dönüşmesi, kurumlar arası uyumun güçlenmesi ve kentin ortak menfaatlerinin her türlü siyasi hesabın üzerinde tutulmasıdır.

Çünkü kazananın siyasetçiler değil, Mersin halkı olduğu bir yönetim anlayışı, kentin gerçek başarısının temel ölçüsüdür.

NEFİSE CANARAN

Devamını Oku

AKRAN ZORBALIĞI

AKRAN ZORBALIĞI
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Bir çocuğun ağzından “ibre tersine döndü” cümlesini duymak insanı sarsıyor.

Daha oyun çağında olması gereken çocukların beden diliyle, konuşmalarıyla adeta yetişkinlerin sert dünyasını taklit etmesi düşündürücü.

Üstelik bunun içinde akran zorbalığına varan davranışların olması daha da kaygı verici.

Ne yazık ki akran zorbalığı artık sadece okul koridorlarında değil; hayatın her alanında büyüyen bir sorun haline geldi.

Özellikle yaş ortalamasının bu kadar düşmesi tehlikenin boyutunu gösteriyor.

Zorbalığa uğrayan çocuklar çoğu zaman içine kapanıyor, yalnızlaşıyor ve yaşadıkları travmayı kimseyle paylaşamıyor.

Bu yaralar ise yıllar geçse de kolay kolay iyileşmiyor.

Sorunun nedenlerini hepimiz az çok biliyoruz; sevgisizlik, hoşgörüsüzlük, ilgisizlik ve hayatın giderek sertleşen dili…

Ama artık sadece konuşma değil, çözüm üretme zamanı.

Aileler, eğitimciler, yerel yönetimler ve devlet ortak hareket etmedikçe bu sessiz şiddet büyümeye devam edecek.

Çünkü akran zorbalığı sadece çocukluk meselesi değil, geleceğin toplumunu şekillendiren ciddi bir sosyal yaradır.

NEFİSE CANARAN

Devamını Oku