22 Temmuz 2026 Çarşamba
Tarih ve Tekerrür…
Gülistan Doku soruşturmasında Vali’nin eşi de gözaltında
GELİŞMEKTE OLAN ÜLKELERDE ŞEHİRLER BÜYÜMENİN LOKOMOTİFİDİR.
Allah Gültak’a Yardım Etsin…
AVM’LER KARŞISINDA KENT MERKEZLERİ NASIL AYAĞA KALKAR?
Cemal Süreya
ANADOLU ÇOCUK OYUNLARI İTİRAFÇIDIR.
Dolapta pekmez
Yala yala bitmez
Ayşecik Fatmacık
Terazi lastik jimnastik
Biz size geldik bitlendik
Hamama gittik kırklandık
Bu bir asır evvelin köy çocuk oyunu tekerlemesi ise.
1-Dolap nerede?
2-Pekmez niye dolapta?
3-Dolaptaki pekmez nasıl yalanacak? 4-Neden pekmez yenmiyor da yalanıyor?
Bu sorular tarihin suratımıza şak diye çarptığı sorular. Soruları yanıtlamaya çalışalım.
1-Sözü edilen dolap bu günkü buzdolabı değil. Kimisi duvara gömülü, Kışı sağ salim çıkarmak için öncelikle çocuklardan korunması gereken her şeyin konulduğu, her gün de kontrol edilen kilitli tahta dolap. O dolaba giren çocuk fındık faresinden tehlikelidir. Evin büyük annesi bunu iyi bilir.
2-Dolaptaki pekmez yalanamıyor zaten. Çünkü kilitli. Kilitli olmasa çocuklar bırakın yalamayı, yarım saatte küleği boşaltırlar.
3-Bu oyunun çocukları pekmezi yemekten umudunu kesmiş, yalamayı hayal ediyor. Dikkat edelim, pekmez bitmiyor. Fiilen yalansa bir gün bitecektir. Onlara pekmezi yalamanın hayali yetiyor. Bu hayal bitmesin yeter.
4-Yenecek kadar pekmez yok. Ancak yalanacak kadar var. O da her gün değil. Öksürme, tıksırma, üşütme hallerinde bir bardak sıcak suya karılıp verilecek kadar.
Çocuktan al haberi.
OSMAN YILMAZ
DARENDE
Derin bir dere içidir. Toprakları kireçli, tülbent gibi tül tül ve akdır.
Kanı kurumuş insan yüżleri gibi bakar yüzünüze yamaçlar. Yarısı Somuncu Baba, yarısı yaralı (gazi) balıklar. Ahalisinin yarıdan fazlası çerçi idi 1984 lere kadar. Çerçi deyip geçmeyin.
Bu gün sizin AVM dediklerinizi yarım asır evvel Darende’li çerçiler katır sırtında ve cemekanda taşırlardı köy köy. Göçtü büyük şehirlere çerçinin kahir ekseri.
Tohma suyunda birlikte çimmiş çocukların kimi mamur, kimi memur, kimi mağdur oldu. Olsun. Vazgeçmediler yerine göre delilikten ve Darendeli’likten. Başarısız olanı az görülmüştür. Başarısızlıktan dolayı Darendeli’likten istifa edeni görülmemiştir.
Kaza olarak kazara Malatya’ya bağlanmış bir diyardır. Arada Gürün olmasa Darendeliler kendini kadim Sivaslı sayar. Tohma suyu ağır akar. Otuz yapraklı Tiriyandafil gülü hatırına.
OSMAN YILMAZ
G Ö R E L E
Piraziz’i, Bulancak’ı, geç, Keşap’ı da geç. Sonra Espiye, Tirebolu, Görele. Giresun’un ucunda burnu Trabzona değen sivri bir diyardır. Öyle uzaktan bakmayla bilemezsin. Gel de gör hele. Doğuran, adını koyan doğa boşuna Görele dememiş. Kemençe her ne kadar Trabzon’da ikamet etse de doğum yeri, kütüğe kayıtlı olduğu yer Göreledir. Bir de Görele’den hatırı sayılır sayıda tır şoförü çıkar. Fazla uzağa gitme huyları yoktur. Çoklukla Hopa tarafında iş tutarlar. Niye? Görele pidesi ve koz helvasını iki hafta yemese öleceklerine inanırlar. Sis Dağı Karadeniz’de dağlar piridir. Haç dağını eğilmeden selamlar.
“Şu yalan dünyaya geldim geleli. Tas tas içtim ağuları sağ iken”
Türküsünü söyle kendi içinden. Bunun Görele’ye zararı yok. Lakin bu dünyada gönlüm gözü gezemedim, göremedim demeyin. Giresun’u görmeseniz de olur. Kaybınız az olur. Görele’yi görmeden ölmeyi Allah sevdiği kullarından esirgesin. Kalbinizi serin tutun. Ölmeden Görele’yi görmek size de kısmet olur.
OSMAN YILMAZ
Doğan GÖKŞEN
Mersin 68 lilerin şen Doğan abisi.
Bazen isimler ve soy isimler kişilerin karekterlerine öyle uyar ki sanki usta bir terzi elinden çıkmış gibi durur. Bunun tersi de çok görülür. Gök rengi Anadolu’da açık maviyi de içerir.
Doğan GÖKŞEN; Şen mavi, şenlikli mavi. Doğan abi bir şenlikti benim gönül kayıtlarımda. Hepimiz için de öyleydi. Bir yandan da ağır. İnatçıydı. Toplantılarımızda, kendi herkesi çabucak ikna eder ama o kolay ikna olmazdı. Gök bir şenlikti. Mavi bir şenlik. Devrimciliğin teorisini sözü çok olanlara bırakır, kendisi sessiz sedasız eyleme çekilirdi. O bir devrimci pratisyendi. Çoğumuza da bunu MERSİN 68 LİLER BARIŞ VE KARDEŞLİK ORMANI’nı ilk adımdan son noktasına kadar getirerek gösterdi. O tartışma adamı değildi. Gerçek bir iş, üretim insanıydı.
Doğan Gökşen; inanandığı hedefe insanları da inandıran, doğal bir örgütçülük mavisiydi. Türkiye’de bir örneği daha olmayan, Mersin 68 liler Ormanı’nda onun fikri ve emeği belirleyici olmuştur. Türkiye’de devrimcilerin somut olarak sosyal muhtevalı yapabildikleri ilk ve tek işin mimarı olarak aramızdan ayrıldı.
Doğan Gökşen ve ona inanan bir avuç insanlar olmasaydı bugün halen 68 lilerin Mersin’de bir orman kurması tartışılıyor olurdu. Başka illerde bu halen tartışılıyordur belki. Çünkü oralarda bir Doğan Gökşen yoktu.
Son yirmi otuz yıl içinde bölgenin en büyük ahşap markasını yarattı. Bunda benim de katkımın olduğu kanaatindeyim. Benim gibilerini yonta yonta ahşapta ustalaştığını düşünyorum. Değilse bu alanda bir eğitimi, pratiği yoktu. Ahşap ustalığında üstüne kimseyi tanımam. İşine öyle sarılır ayrıntılara dalar, inceliklere kafa yorar. Çizim, tasarım, modelleme onun kafasında hemen oluşuverir. Ahşapa bir ruh üflemediği kalırdı.
Doğan Gökşen; şimdi unutulmaz hatıralarını her birimizin hafızasında ayrı ayrı, dolu dolu bırakararak ışıklara erişti. Gökleri şenlendirmek üzere aramızdan yıldızlara yürüdü. Devri daim olsun. Hepimizin başı sağ olsun.
OSMAN YILMAZ
ÇEMİŞKEZEK
Dillere pelesenk Dersimli bir diyardır. Canı sıkılan amir, memuru Çemişgezek’e sürdürmekle tehdit etti cumhuriyet, cumhuriyet olalı. Yüzü Munzur’a, sırtı Fırat’a dönük kadim kaleli bir diyardır. Ermeni taş ustalarının dar sokaklara işlenmiş izleri dolaşır tozlu yollarda.
Hitit’in, Pers’in, Urartu’nun beşiğini sallamış bir Anadolu ebesidir.
Çemişkezek kalesi, kartal yuvası gibidir. Anavarza kalesini kıskandırır derler. Tuğra Çayı taş köprüler yadigarı Tuğra Köprüsü altından süzülür, Tuğra ovasını geçerek Fırata ulaşır. Çemişkezek kışı zalım olur. Dut kurusu yüzlü çocuklar, sırf pekmezin hatırına kışı yaza bağlamayı başarırlar.
İn delikleri mağaraları sanki insan işi değil de arı işidir. Kayalarda petek petek örülüdür. Çemişkezek’i görmeyen, ne bilir neyden mahrum kaldığını. Görenler de “Sarı Kilim Örmeli” Türküsüne bir halay beleyip öyle giderler. Ben de büker boynumu derim: Çemişkezek sürgün yerim olaydı.
OSMAN YILMAZ
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.