26 Ekim 2026 Pazartesi
Petrol 80 dolar olur mu?
İsrail seçimleri öncesi üç senaryo: Yeniden seçim, Eisenkot hükümeti veya ulusal birlik
GELİŞMEKTE OLAN ÜLKELERDE ŞEHİRLER BÜYÜMENİN LOKOMOTİFİDİR.
Allah Gültak’a Yardım Etsin…
MERSİN’E DEĞER KATANLARIN ADLARI YAŞAMALI
MUTLU AŞK VAR MI?
DARBOĞAZ
Ulukışla’nın güneyinde, Bolkar Dağlarının kuzeyinde bir uçtan Torosların pöçüğüne tutunmuş, döşek dibine uzanmış bir kedi manığı sevimliliğiyle uzanan yokuşlu, düzlü bir diyardır. 68 kuşağının bir iyiliği de Darboğa’za oldu. 1968 yılında belediyelik oldu. Darboğaz’ın acı suyunu içip te 98 yaşından önce öleni ben duymadım dersem yalan olur. Bir tane vardı da onun da zaten lüzumu yoktu.
Beni dinlerseniz gidin deneyin. Temmuz ayının ikinci haftasının iki tatil günü (Cumartesi- Pazara gelen) günlerinde Darboğaz Kiraz ve Kültür Festivali yapılır. Sırt çantanızı alın, içinde uyku tulumu da olsun. İlk gün festivale katılmasanız da olur. Bilirsiniz lüzumundan fazla lüzümsuz kimselerin lüzumundan faza konuşmalarının maruz kalmayasınız diye söylüyorum. İlk gün Darboğazı aşağıda bırakıp Meydan Yaylasına varın. Biraz soluklanın yeniden yekinin Karagöl ve Çinili Göl’e varırsınız. Gölde bir kayıkçı görürseniz o Hidayet abidir. Selam söyleyin. Hidayet abinin hikayesi uzun onu daha sonra yazarım.
OSMAN YILMAZ
T İ L L O
Siirt’in cüssesi küçük manevi ve kültürel cesameti büyük bir diyarıdır. Tillo; ne güzel mübarek Karaman koyunu kuzusu gibi topacık, sevimli bir adı varken neyinden işkillendilerse adını Aydınlar koydular. Noldu? 2013 senesinde kadim Tillo adı geri geldi. Canı sağ olasıca cumhuriyet şu kadim yer adlarını kafası estikçe değiştirip geri takma huyundan bir türlü vazgeçemedi. Bu huyunu bıraksa millet de kendi de rahat edecek.
Tillo Heriresi, Gebole, Rayşa Meketip yemek için, Tillo’ya Avrupadan bölük bölük insan geldiğini duymuşluğum yok da hayal etmişliğim olmuştur. Zaten bu lezzetleri Avrupalının birisi tatsa ertesi gün hepsi gelir. Pırtıke çorbasının üstüne bir de Bıttım kahvesi içer hüzünlü gözleri önlerinde ve gönüllerini arkada bırakarak giderler.
İbrahim Hakkı Hazretleri Marifetnamesini yazmaya Tillo’da başladı. Tillo’nun keskin taşlı dar sokakları ona hem gölge hem de ilham oldu. Ben uzayı Tillonun sokakları gibi bilirim diyecek kadar da astronomide cesurdu. Tillo Kalesi Botan’a bakar. Kireç ve fermente çamurlu cas harcı ile örülü taş Cas Evleri, yazın serinliği, kışın sıcaklığı ile Harran evlerini kıskandırır.
Tillo’da iz bırakmış çok sayıda zat içinde İsmail Fakirullah Hazretlerinin öğrencisi Erzurumlu İbrahim Hakkı
Tillo’da hocasının kabrinin doğu tarafına tepesi sekizgen piramit formunda gün doğumunda ışık alan bir kule yaptı. Yılın 363 gün bu kuleden mübarek zat İsmail Fakirullah hazretlerinin kabir-i şerifinin başına her gün ışık huzmesi vurmakta idi. Gece ile gündüzün eşitlendiği iki gün olan 21 Mart ve 23 Eylül günleri ışık huzmesinin kabir taşından saptığını gören talebesi Erzurumlu İbrahim Hakkı deliye döndü. Noluyor la dedi. Hocamın kabri başına vurmayan güneş kararsın dedi. İrkildi. Enşedü çekti. Uzay, güneş, ışık, optik, astronomi ve bilcümle bilimlere hakimdi zaten. Gitti Tillo’ya 3,5 kilometre uzaklıkta Botan Vadisi’nin batı yamacındaki dağın sırtına, Kalet-ül Üstat tepesine taştan küçük pencereli bir duvar yaptı ve hocasının kabri başına güneş ışığı iki gün de bu duvardaki pencereden vurmaya başladı. Tillo’nun hikayesi uzun da; ben kısa hikayesini burada noktalayayım. Tillo’nun bağrını tüketmeyeyim. Kalanını başkası yazsın.
OSMAN YILMAZ
TARİH VASATI KAYDETMEZ DERLER
Ya en iyileri ya da en kötüleri kaydeder. Niye? En iyi en üstten akar ve mutlaka göze görünür. En kötü en alttan akar bazen göze görünmese bile mutlaka acıtır. Tarihin kötüyü de yazması gözün değil acının hafıza kaydıdır. Tarihte neden düşünürlerin, yazarların, mucitlerin, kaşiflerin, büyük aşıkların, önderlerin adı kayıtlıdır? Zamanın, Kadastro Genel Müdürünün, Gümrük Müdürünün değil de Rıfat Ilgaz’ın adı niye geçer? Şu beğenmediğiniz Rusya’da zamanında Çar’ın bir yığın kuzeni, yeğeni, av arkadaşı, aşçısı varken, neden Aleksandr Puşkin, Tolstoy, Lenin ismi geçer? Tarihin vasatı yazmama huyundandır. Vasata tarihin hafızasında yer yoktur. Hard diski yetersiz olduğundan değil seçerek kayıt tutma huyundandır.
OSMAN YILMAZ
HULUSİ DERE
Ordu’da mıydı neydi? Şimdi tam hatırlamıyorum. Ünye’li densiz bir bacanağım var bilirsiniz. Ordu’nun derelerini yukarı akıtan cinsten. Onda da kabahat yok aslında. Her gün kabakla beslenen beyin de ancak bu kadar çalışır. Bizde Hulusi Dere diye bir Dere yok demez mi? Ben sükuneti seven bir adamım. Kolay kolay parlamam. Önce lâ havle çektim. Ula bana bak dedim. Hulusi Dere vardı önceden. Yoksa siz mi dereyi yok ettiniz? Hemen jandarmaya gidiyorum dedim. Jandarma hep derelerini, ormanlarını koruyan köylüyü mü dövecek? Biraz da sizin gibi dereleri kaybedenleri parpılasın. Güzel olmaz mı dedim. Bacanak bir anda sütü dökülmüş kediye döndü. Heye bacanak ben de hatırlıyorum. Hulusi Dere bizim köyün yanından geçiyordu dedi. Sayemde Ordu da bir Hulusi Dere kazandı.
OSMAN YILMAZ
ALUCRA KELEMİ
Alucra, Giresun’a bağlı, dağlı, yaylalı, çayır çimenli bir iç diyardır. Gürbulak köylüsü çalışkan ve koyu kelemcidir. Alucra Kelemi dedikleri ak benizli lahanası ile bilinir. Alucra Kelemi bir beyaz olur, bir beyaz olur. Hani üst üste yığılı kar kürtüğü gibi bulutlar olur Şebinkarahisar berisinde. Aynı onlar gibi görünür. Lahana değil sanki bulut katmanı sanarsınız.
Çakrak yaylasına çıkarsanız. Bir çayırlıkta çay başına çömelirseniz. Aklınıza Alucra Oğlak kebabı düşerse tereddüt etmeyin, hemen tandırı ateşleyin. Yanında bir de Alucra kelem turşusu olursa değmeyin keyfinize. Artık gönül rahatlığıyla ak bulutlar altından Şebinkarahisar’a geçebilirsiniz. Yavaş gidesiniz, seneye gene gelelesiniz. .
OSMAN YILMAZ
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.