05 Nisan 2026 Pazar
SUSMAK DEĞİL,
HALKIN HAKKINI SAVUNMAKTIR!
“Onurlu bir yazar; kalemini şahsi ikbal veya birilerinin menfaati için suikast silahına dönüştürmez, kimsenin tetikçiliğini yapmaz!”
Gazetecilik, sadece haber karalamak değildir. Hele ki söz konusu kamu zararı ve Mersin’in kayıpları olduğunda; cesaretle konuşmak, kamuoyunu uyandırmak ve eğilmez bir duruş sergilemektir.
Mersin’in hakkı yenirken, kentin çıkarları birilerine peşkeş çekilirken küçük hesapları için ölüm sessizliğine bürünen siyasi partilere, STK’lara ve sözde gazetecilere inat; sizin hakikati haykırmanız her türlü takdirin üzerindedir.
Kamu yararı söz konusu olduğunda dilleri tutulanların aksine, bu ilkeli duruşunuz gerçek bir “halkın avukatlığı” örneğidir.
Özellikle Mersin Limanı işletmeciliğini yapan rant iddiaları ve kamu zararına yol açan uygulamaların korkusuzca üzerine gitmeniz, kentin vicdanına tercüman olmuştur. İlgililerin gerekli duyarlılığı göstermesini diliyorum.
Halkın cebi ve şehrin geleceği yağmalanırken sus pus olan riyakarların aksine; kalemini sadece hak için kullanan sizin gibi onurlu isimler Mersin için büyük bir şanstır.
Bugün sorumluluk makamında oturup da bu talana karşı sessiz kalan her birey ve her kurum, bu vebale ortaktır.
Hakikati savunan kalemlerin yanında durmak bir tercih değil, bu kente olan asli borcumuzdur.
Hakikati savunan kaleminiz daim, yolunuz açık olsun.Tebrikler ve teşekkürler
Sayın ABDULLAH AYAN .
ALLAH sizi var etsin.
ŞEVKET DEMİR
ABD siyonist İsrail ile birlikte İran’a saldırdı ve İran halkına özgürlük getireceğim, ayaklanın’ diyor.
Irak’ta da aynısını söyledi.
Libya’da da…
Afganistan’da da…
Slogan hep aynıydı: ‘Demokrasi ve özgürlük.’
Peki sonuç ne oldu?
Özgürlük mü geldi?
Hayır.
Kan geldi.
Gözyaşı geldi.
Kardeş kavgası geldi.
Yoksulluk ve kaos geldi.
Her müdahalenin ardından geriye parçalanmış devletler, bölünmüş toplumlar, yıkılmış şehirler ve nesiller boyu sürecek acılar kaldı.
Bu millet hafızasız değildir.
Unutulmasın:
Siyonizme, ABD’ye ve Avrupa’ya güvenerek yol yürüyenler;
dışarıdan yazılan senaryoların figüranı olanlar, kullanılma tarihleri bitince çöplüğe atılacak.
Sonunda pişmanlık kalır; ama fayda etmez.
Geriye yıkılmış ülkeler, bölünmüş toplumlar, yoksullaşmış halklar kalır.
Bir de iradesini kaybetmiş, başkalarına bağımlı köle devletçikler…
Irak gibi…
Suriye gibi…
Yemen gibi…
Libya gibi…
“ABD’yi, Avrupa’yı ve Siyonistleri seven ve bunlara ‘medenî’ diyenlere, ALİYA İZZETBEGOVİÇ diyor ki:
“BUNU HİÇ UNUTMA EVLAT!
Batı hiçbir zaman uygar olmamıştır ve bugünkü refahı, devam edegelen sömürgeciliği; döktüğü kan, akıttığı gözyaşı ve çektirdiği acılar üzerine kuruludur.”
::::::DEMEDİ DEMEYİN::::::
Şevket DEMİR
Doların bir ayda 9.000-TL’den 15.000-TL’ye çıktığı faizin yüzde üç düştüğü doların %70 oranında artığı tüm ürünlerin dolar bazlı yükseldiği bir sistemde faizin düşük olmasının anlamını bir vatandaş olarak anlamış değilim.
Parası, doları, altını olanların bir ayda zengin olduğu, yoksul insanların bir ayda daha fakir olduğu ve fiyat farkı verilmeyen kamuda taahhüt işleri yapan şirketlerinde batığı bir ekonomik paketin ülkeye ve insanlarına bir artısı yoktur. Günlük dolar ve maliyetlerin değiştiği bir ortamda faizlerin düşmesinin hiç bir anlamı yoktur ve istikrar getirmez.
Kamu kurumlarında fiyat farkı verilmeksizin 2 veya 3 yıllık ihaleler çıkılmaktadır. Doların 7 TL olduğu zaman bu ihaleleri alanlar ve o şartlarda teklif verenler ve doların 15 TL olduğu ve girdilerinin yüzde 60 veya 70 artığı maliyetlerle işi devam ettirebilir mi? Firmalar döviz kurunda meydana gelen artışlardan dolayı en az %50 zarar edecektir. Yani 100.000.000,00 TL iş alan firmanın zararı 50.000.000,00 TL olacaktır.
Kamuda iş yapan bazı firmalara dövize endeksli fiyat farkı verilmesi bazılarına da fiyat farkı verilmemesi adaletsizliktir.
Hükümet kamuda taahhüt işleri yapan firmalara bu zamlardan dolayı fiyat farkı veya enflasyon farkı altında bir ödeme yapmaz veya sözleşmeleri iptal etmez ise; kamuda iş alan taahhüt firmalarında çalışan on binlerce çalışan işsiz kalacak ve bu firmaların yüzde 90’ının batacağı veya iflas edeceği aşikardır.
Her batan firma ile birlikte yüzlerce tedarikçi firmada batacaktır.
Ekonomist değilim ancak bir vatandaş olarak gördüğüm; döviz artışlarının kontrol edilmediği ve fiyat istikrarının olmadığı bir sistemde faiz ne kadar düşerse düşsün kimse yatırım yapmaz.
Hükümetin dövizi durduracak ve istikrarlı bir ekonomik politika üretmesi dileğiyle…
Şevket DEMİR
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.