11 Ekim 2026 Pazar
Brezilya seçimlerinden çıkarılacak dersler…. Birleşmenin önemi…
Metropoll Araştırma’nın ekim ayı anketi yayımlandı: İşte partilerin oy oranları
GELİŞMEKTE OLAN ÜLKELERDE ŞEHİRLER BÜYÜMENİN LOKOMOTİFİDİR.
Allah Gültak’a Yardım Etsin…
MERSİN’E DEĞER KATANLARIN ADLARI YAŞAMALI
CUMHURİYETİMİZİN 103. YIL DÖNÜMÜ KUTLU OLSUN!..
31 Mart 2024’te Vahap Seçer’in aldığı yaklaşık yüzde 59,5 oy, Mersin siyasetinde üzerinde durulması gereken tarihî bir sonuçtur. Bir belediye başkanı ikinci kez seçilebilir; ancak oyunu bu ölçüde artırarak yeniden seçilmesi, halkın geçen dönemde yapılanları değerlendirdiğini ve yönetim anlayışına güçlü bir güven duyduğunu gösterir.
Ben bu sonucu yalnızca bir kişinin seçim başarısı olarak görmüyorum. Bu tablo, Mersin halkının hizmete, adalete ve kendisine dokunan bir belediyecilik anlayışına verdiği karşılıktır.
Peki bu güçlü karşılığın arkasında ne var?
Bence önce belediyeciliğin insan hayatına nereden dokunduğuna bakmak gerekiyor. Halk Kart’tan Mahalle Mutfaklarına, öğrenim yardımlarından ihtiyaç sahibi yurttaşlara ulaştırılan sosyal desteklere kadar pek çok uygulama, belediyeyi yalnızca yol ve altyapı yapan bir kurum olmaktan çıkararak insanın günlük yaşamında hissedilen bir dayanışma gücüne dönüştürdü.
Sosyal belediyecilik benim için tam da burada anlam kazanıyor: Kentin büyüklüğü ve geleceği konuşulurken, o kentte yaşayan insanın sofrası, geçimi, eğitimi ve onurlu bir yaşam sürme hakkı gözden kaçmıyor.
Ancak Mersin’in beklentileri artık sosyal destek hizmetleriyle sınırlı değil. Ulaşımda, altyapıda, çevrede, kültürde, tarımda ve kentin geleceğini belirleyecek büyük yatırımlarda daha fazlasını bekliyoruz. Vahap Seçer döneminin önemli sonuçlarından biri de bu beklentinin çıtasını yükseltmesidir.
Mersinliler artık yalnızca bir hizmetin yapılıp yapılmadığını sormuyor; Mersin’in gelecekte nasıl bir kent olacağını da tartışıyor. Kentin vizyonunu değiştirmek, insanların kendi şehirlerinden daha fazlasını istemelerini sağlamak, siyasette kolay elde edilebilecek bir başarı değildir.
Vahap Seçer’in Türkiye Belediyeler Birliği Başkanı seçilmesini de bu gelişmenin doğal bir devamı olarak değerlendiriyorum. Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı olarak üstlendiği görevin yanına, Türkiye’deki bütün belediyeleri ilgilendiren büyük bir sorumluluk eklenmiştir. Bu durum, Mersin’de ortaya konan belediyecilik anlayışının ülke genelinde dikkatle izlendiğinin ve takdir gördüğünün önemli bir göstergesidir.
Bugün hemşehrimiz Vahap Seçer’in adının parti genel başkanlığı veya cumhurbaşkanlığı adaylığı gibi daha farklı görevler için konuşulması, öncelikle Mersin açısından değerlendirilmelidir. Mersin’den yetişen bir siyasetçinin Türkiye siyasetinde daha etkili görevler üstlenmesi; kentimizin sesinin ulusal düzeyde daha güçlü duyulmasına, sorunlarının ve projelerinin ülke gündeminde daha görünür hâle gelmesine katkı sağlayabilir.
Bu durum elbette Mersin’e kendiliğinden bir ayrıcalık veya yatırım garantisi vermez. Ancak kenti yakından tanıyan, ihtiyaçlarını bilen ve Mersin halkının güvenini kazanmış bir siyasetçinin ülke yönetiminde daha etkili bir konuma gelmesi; kentimizin temsil gücünü artırır, projelerinin savunulmasına yeni imkânlar kazandırır ve Mersin’in Türkiye’nin geleceğinde daha güçlü bir yer edinmesine yardımcı olur.
Dolayısıyla mesele yalnızca Vahap Seçer’in siyasi kariyeri değildir. Mesele, Mersin’in yıllardır hak ettiği ağırlığı Türkiye siyasetinde kazanabilmesi ve bu kentten çıkan başarılı bir yönetim anlayışının ülke çapında karşılık bulabilmesidir.
Bugün Vahap Seçer’in adı daha geniş siyasi görevler için konuşuluyorsa bunu küçümsemek veya yalnızca bir makam tartışmasına indirgemek doğru olmaz. Elbette bunlar henüz kesinleşmiş kararlar değil, kamuoyunda dile getirilen ihtimallerdir. Fakat bir siyasetçinin adının bu görevler için anılması bile ortaya koyduğu başarının kendi kentinin sınırlarını aşmaya başladığını gösterir.
Ben bu tartışmalara kişisel bir makam hesabıyla bakmıyorum. Bir siyasetçinin geleceğine ilişkin en sağlam ölçünün, bugün üstlendiği görevde ortaya koyduğu çalışmalar olduğuna inanıyorum. Mersin halkının verdiği güçlü oy da bu çalışmalar değerlendirilirken göz ardı edilemeyecek en önemli gerçektir.
Bu nedenle desteğimi ifade ederken yalnızca “yanındayım” demeyi yeterli bulmuyorum. Neden yanında olduğumu da açıkça söylemek istiyorum.
İnsanların günlük yaşamına dokunan hizmetleri, sosyal belediyecilik anlayışını, Mersin’in değişen vizyonunu, halkın yükselen beklentisini ve üstlendiği ulusal sorumluluğu birlikte değerlendiriyorum. Bu değerlendirme sonucunda Vahap Seçer’e duyduğum güvenin sağlam gerekçelere dayandığını görüyorum.
Vahap Seçer’e güvenim hiç kaybolmadı. Kendisine koşulsuz desteğim devam ediyor.
Çünkü ben bu desteği bir makama değil; ortaya konan emeğe, Mersin halkıyla kurulan güven ilişkisine ve kentimizin geleceğine dair büyüyen umuda veriyorum.
Mersin artık kendi gücünün farkındadır. Bu gücün Türkiye’ye katkı sunacağına inanıyorum. Güçlü Mersin’den güçlü Türkiye’ye uzanan yolun da Mersin’e verilen emeği büyüterek ve halkın güvenini koruyarak açılacağını düşünüyorum.
SEYFETTİN ATAR