20 Ağustos 2026 Perşembe
Küresel Paylaşım Savaşında Çin "Kazan-Kazan" vaadiyle Afrika’ ya açılırken…
Uganda ve Burundi, Gazze’de uluslararası güce asker göndermeyi görüşüyor
GELİŞMEKTE OLAN ÜLKELERDE ŞEHİRLER BÜYÜMENİN LOKOMOTİFİDİR.
Allah Gültak’a Yardım Etsin…
AVM’LER KARŞISINDA KENT MERKEZLERİ NASIL AYAĞA KALKAR?
EN BÜYÜK DEVRİMCİ’YE SAYGIYLA…
1990 yılı…
Bir defterin satır aralarına yazılmış hayallerdi bizimkisi. Lisanslarımız dijital sistemlerde değil, sararmaya yüz tutmuş sayfalarda yaşardı. ASKF’de kayıtlı, kulüpte karton bir kimlik… Üzerinde siyah beyaz bir vesikalık, gözlerimizde ise rengarenk umutlar.
Borsa Spor’un sağ bekiydim ben. Öyle yıldız bir oyuncu değildim; tribünleri ayağa kaldıran çalımlarım yoktu. Ama bir inancım vardı: “Adam geçer, top geçmez.” Sahada belki en iyisi değildim ama en vazgeçmeyenlerden biriydim.
Bir gün… Tesadüfen attığım bir golle kaderin yönü değişti. Biz kümede kaldık, bir başkası şampiyonluktan oldu. Futbol bazen adil değildir derler ya… O gün anladım, hayat da öyle.
Barlas vardı… “Panço” derdik. Mekanı cennet olsun. Arap Alper, Ülkü… Mahallenin tozlu sahalarında birlikte büyüdüğümüz çocuklar. Şimdi kimisi antrenör, kimisi teknik direktör, kimisi başkan… Zaman onları başka yerlere savurdu ama o sahaların tozu hala üzerimizde.
Başkanımız Tenekeci Arif’ti… Sertti belki ama içten içe hepimize inanırdı. Gençlere abilik yapıyordu, bu abiler de kalmadı artık.
Sonra ben yönümü değiştirdim. Futboldan voleybola geçtim. Çünkü insan bazen neyi sevdiğini geç fark eder. Ama bir buldu mu da bırakmaz. Ben de bırakmadım. Sevdiğim işi yaptım ve iyi oldum. Öyle ki, Çukurova’ya transferim bile parayla değil; 5 krampon, 5 futbol topuna oldu. Bugün kulağa garip geliyor ama o gün bizim için servetti.
Oradan genç milli takıma uzanan bir yol açıldı önümde…
Ama asıl hikaye o yol değil.
Asıl hikaye, mahallede saklı kalan yeteneklerdi. Belki bizden daha iyileri vardı. Daha hızlı koşanlar, daha sert vuranlar, daha zeki oynayanlar… Ama imkan yoktu. Şans yoktu. Destek yoktu.
Biz sadece oynadık.
Toprak sahalarda, yırtık filelerde, umutla…
Ve şimdi geriye dönüp baktığımda şunu görüyorum:
Biz aslında profesyonel olamasak da, hayatın en güzel dönemini amatör yaşadık.
Bir deftere yazılan lisanslar silinip gitmiyor, arşivde kalıyor…
Ama en güzeli o günlerin hatırası, insanın içini ısıtıyor.
O günlerde spor, sadece bir oyun değildi. Gençleri kötü alışkanlıklardan, sağlığa zararlı yollardan, hatta karanlık yapılardan uzak tutan bir sığınaktı. Spor vardı, sanat vardı, umut vardı. İnsanlar kendine bir yol buluyordu; temiz, dürüst ve mücadele dolu bir yol…
Bugün de bunun en güzel örneklerinden birini görüyoruz. Amedspor’un Süper Lig’e yükselmesi, sadece bir sportif başarı değildir. Bu, bir kentin yıllardır üzerine yapıştırılmak istenen algıları yırtıp atmasıdır. Yıllarca terörle anılmaya çalışılan koskoca bir şehir, bugün futbolla, başarıyla, umutla konuşuluyor.
Bu başarı; bölgedeki gençlere bir mesajdır:
“Başka bir yol var.”
Spor, birleştirir. Spor, iyileştirir. Spor, umut verir.
Ve bazen bir topun peşinden koşmak, insanın kaderini değiştirmeye yeter.
Başarılar…

Ufuk Cavlı
Gazeteci Yazar