31 Mart 2026 Salı
Yüz Yıllık Küresel Yol Haritası...
Nisan ayı bitmeden hemen dikin! Balkonunuzu tüm yaz çiçek bahçesine çevirecek 5 dayanıklı bitki türü…
DÜNYADAKİ İNSANLARIN ÇOĞU OTOMATİK PİLOT MODUNDA YAŞIYOR
Allah Gültak’a Yardım Etsin…
MERSİN TRAFİĞİNDE ASIL MESELE EŞGÜDÜM
26 MART TARİHİ...
MERSİN BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİNE SESLENİYORUM
İnsanoğlu tarafından BETONLAŞTIRILAN Dünya’da, İnsan dışındaki Canlıları Dünyaya; sığdırmak istemeyenler, sahip çıkmayan yönetimler, savunamayan kanunlar, yaşatamayan yok edilmiş Doğal Yaşam Alanları yıllar geçtikçe Canlı türlerinin azalmasına yol açıyor…
Çevreci izlenimlerimle, 20 yılı geride bırakıp Aralık ayından itibaren Kuşlara Balkonumda Buğday Yemi vermem 21. yıla girdi. Sağ olsun alt dairemde oturan Diş Hekimi Gonca GÜL DÖNMEZ ve Diş Hekimi Hikmet DÖNMEZ daima yanımda oldular, hiç şikayetleri olmadılar. Çünkü Kuşlar Yem yedikleri yerden beslendikten hemen sonra giderler. Aynı katta yan dairede otururken yine alt Komşum Halime DOĞAN Öğretmenim de bir şey demez, takdir ederdi. “Kuşlar yem yedikleri yerde durmaz, karışmayın” derdi. Fakat gelinde bu gerçeği CAHİLLERE anlatın. Anlatıyorum da anlayan yok. Kendilerine hiçbir zararı olmayan diğer Canlıları sevmeyen Apartman sakinlerinin bir kaçı boş laflar edip, bahaneler uydurup durdular. Son bir aydır ilk videoda izlerseniz artık karşı orta refüjde Kuşlara Yem veriyorum. Trafikten Kuşların Yem yemede nasıl zorlandıklarını izleyiniz lütfen. Betonlaşma olmasaydı, Zirai ilaçlar olmasaydı, Ağaçların tepeleri kesilip ŞEKİL VERİLMESEYDİ Kuşlar Doğal Yaşam Alanlarında hem yiyeceklerini bulacaklardı hem de Kuş Türleri azalmayacaktı…
Birinci videoda Kadın elinden tuttuğu Çocuğun kolunu çekiştirerek Kuşlar orta refüjde Yem yerken yanlarından geçiyor. Çocuk Kuşlara bakmak istese de Çocuğun kolundan çekiştiriyor. İkinci videoda aynı Kadın yine DÜŞÜNCESİZCE Kuşlar Yem yemeye tekrar zorlanarak indiklerinde aynı yerden geçmeye UTANMIYOR! Ne zaman ki İnsanlar; yolda, kaldırımda, zor şartlarda ufacık bir kırıntı arayan Kuşları gördüğünde kenardan yavaşça uzaklaşarak geçip, ya da yolunu değiştirip Kuşları ürkütmezlerse o zaman GERÇEK İNSAN olurlar!
Üçüncü videoda Balkonda Yem verdiğim günlerden bir çekim var. Yemleri önce Güvercinler, sonra Kumrular, daha sonra Serçeler yiyordu. İki yıldır bizim burada hiç Serçe kalmadı. Çünkü YUVA Yapacakları Ağaç Dalları yok, Ağaçların tepelerinin hepsi kesildi. Bu yüzden iki Yaz boyunca ÇEKİRGELER ve AĞOSTOS Böcekleri burada çoğaldı…
Mersin Büyükşehir Belediyesinden istirhamım; çekim yaptığım orta refüjde boş bir alan var. Alanda soldaki Ağacın yanındaki boşluğa 3 metreye 3 metrelik bir Şap dökülüp, etrafına birkaç Suluk ve kenarları çevrilip, Telle kapatılırsa Kuşlar daha güvenli Yemlerini yiyebilirler…
Tarsus KUŞLU MİNARE ve MERSİN Merkez Cami önünde Kuşlar besleniyor. Halkımızın duyarlı kesimleri, Çocuk yetiştirmeyi bilenler birer bardak Buğday satın alıp buralarda Kuşlara Yem olarak atıyorlar. Belli merkezi yerleri Kuş Besleme Alanı olarak yukarıda anlattığım gibi yapılıp Kuşlar beslenirse doğal yaşamın gelişimine katkımız olur…
Dediğim gibi Yem yemeleri 5 dakika ancak sürüyor. Ama korktuklarında sürekli havalanıp yeniden güvenle yola inip yemeleri zaman alıyor. İkinci videoyu çekmek için on beş dakika bekledim. Kuşlar korkmadan ancak yere inebildiler, çünkü iki cadde trafiği arasında zor besleniyorlar. Bir de üzerine duyarsız cahil Kadının beslendikleri yerden geçmesi Kuşları korkutuyor. Üstelik niye buraya, yürünen yere Yem atıyormuşum? diye laf edenler var. Kuşlar tarladan da nasiplerini yiyor. Tuvaletinizin ve Mutfağınızın pislik boruları aynı yere gidiyor CAHİLLER bilmiyorsanız öğrenin. Nereye atayım! Çare arıyorum ama çözüm bulmakta zorlanıyorum…
Lütfen Canlılara sahip çıkalım, betonlaşan Dünyada tüm Canlıların yaşam hakkı olduğunu unutmayalım…
Mersin Büyükşehir Belediyesinden ricam videodaki orta refüje Kuş Besleme Alanı yapmalarıdır. İzin verilirse ben kendimde yapmaya talibim…
Dilsiz ve Çaresiz Hayvanlara sahip çıkalım, koruyalım ve yaşatalım…
Sevgi ve Saygılarımla
Beyhan BALABAN
Serdal GÖKAYAZ, Psikolog ve Sosyolog. Mersin Büyükşehir Daire Başkanlarının içinde çok az bulunan nadir yöneticilerden sadece birisi. İki yıl önce Mersin Büyükşehir Belediyesi Sosyal Hizmetler Dairesi Başkanlığına Serdal GÖKAYAZ atandığında mükemmel bir karar olduğunu yazarak yine haber yapmıştım. Yanılmadım, Serdal GÖKAYAZ mükemmel çalışmalarını bir yandan hayata geçirirken, diğer bir taraftan genç ve dinamik bir ekip yetiştirerek Sosyal Hizmetler Dairesi Başkanlığını emin ellere bıraktı. Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap SEÇER’in onayıyla gerçekten görevinde, insani, toplumcu ve halkçı işler başardı. Yoksul insanlarımızın, okul öğrencilerimizin, üniversite öğrencilerimizin, geçinme sıkıntısı yaşayan kadınlarımızın, emeklilerimizin, işsizlerin, sorunları olan halkımızın, göçle gelen çaresiz insanların dertlerine çözüm üreten kararları ardı ardına alarak, mükemmel projelerini hayata geçirerek çözdü…
GENEL SEKRETER YARDIMCISI
Serdal GÖKAYAZ yaklaşık bir ay önce emeklilikten dolayı boşalan Mersin Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreterlik Yardımcılığı makamına atandı. Çok da iyi oldu. Sosyal Hizmetler Dairesinde yetiştirdiği sağlam ekiple işleri gençlere bırakıp genel sekreterlik yolunda emin adımlarla ilerliyor. Atalarımızın bir sözü vardır; “İŞİ EHLİNE VERMEK LAZIM” derler. Toplumsal çok yönlü çalışmalarda, sosyal hizmetler çalışmalarında Halkı en iyi anlayacak yönetici elbette bir psikolog ve sosyolog olmalıydı. Ayrıca kişisel artıları olan, Halkımıza tepeden bakmayan, konuşmasıyla, üslubuyla, güler yüzüyle kırılgan gönülleri toparlayan, eleştiriye ve önerilere açık olan yaklaşımıyla Serdal GÖKAYAZ kısa zamanda Mersin ve tüm İlçe Halklarımızın gönlünde taht kurdu. Halkımız “İşte bu” dediler, “Bu adam bu işinin ehli” dediler. Sosyal Hizmetlerden faydalanacak şartlara uygun hangi vatandaşımız varsa, kısa sürede Serdal GÖKAYAZ’a ulaşarak hak ettikleri hizmet yardımlarından faydalandılar. Teşekkür ettiler. Çok başarılı bir süreci geçirerek işi kendi yetiştirdiği yeni kuşağa teslim etti…
Serdal GÖKAYAZ’ın Mersin Büyükşehir Dairesi Başkanlıklarının içinde ayrı bir başarısı var. Dışarıdan ve Yazı-Görsel Basından gözlemlediğim kadarıyla Serdal GÖKAYAZ kendine bağlı olan tüm konularla Yenice’den Anamur’a kadar en kısa sürede Halkın tamamına ilgi konularda ulaşabilen ve projelerini en kısa zamanda hayata geçirebilen başarılı bir yönetici oldu. Sosyal Hizmetler yardımlarından faydalanan Mersin’in tamamında yüz binlerce insanımız var. İki yılı tamamlamadan tüm insanlara ulaşmak, hepsine uygun yardım haklarını kazandırmak, işlemlerini yaptırıp takip etmek ve sorunsuz bir şekilde tüm projelerde Vahap SEÇER’i gururlandırmak kolay bir iş değil. Sosyal Hizmetler Dairesindeki Ekibini işin içinden yetişen Serdal Bey, çok güzel bir ekip elemanı olan Müdür Engin YILDIRIM Başkanlığına görevini bırakarak, yeni ve genç bir ekibi Mersin’e sosyal hizmetlerde kazandırmış oldu. Keşke her birim amirleri böyle sağlam ekipler yetiştirip bir sonraki geleceğe görev hizmetlerini doğru ve düzgün yapmalarını üzerine bırakabilseler… Serdal GÖKAYAZ’ın iyi huylu, pozitif ve sevgi dolu kişiliğiyle yetiştirdiği genç ekibiyle birlikte bu kadar kısa sürede Halkın her kesimine ulaşarak başarıya imza atması da öyle kolay bir iş değil. Demek ki, işin ehli olduğunu başarılarıyla kamuoyunda ispat etmek, hakkında hep iyi konuşturmak böyle güzel ve muazzam bir şey…
Serdal GÖKAYAZ; şimdi Mersin Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı olarak geldiği görevi yine yeniden gözden geçirerek birçok yeniliklere imza atacak pozisyonda dinamik bir şekilde hizmete başladı. İnanıyorum ki, genel sekreterlikte artık güler yüz olacak. İnanıyorum ki, en ufak bir yanlışlıkta Vahap SEÇER’i direk eleştiren Halkımız Serdal GÖKAYAZ’ın başardığı işlerle tamamen güzellikleri görebilecekler. İnanıyorum ki, tıpkı Mersin MAVİ-LACİVERT binada nasıl sadece bünyesindeki Sosyal Hizmetler Dairesini değil, binadaki tüm daire başkanlıklarına ve birimlerine nasıl faydası olduysa şimdi Mersin TAŞ BİNADA da işler güzelleşecek. Taş Binadaki olumsuzluklarla Vahap SEÇER’in ekip kuramaması ve tek kaldığı Halk arasında konuşuluyordu. Taş Binada çalışanların Halkımıza yaşattığı kırgınlıkları ortadan kaldıracak ve yeni dönem tarihine geçiş yapacak olan Serdal GÖKAYAZ tıpkı Sosyal Hizmetlere ve diğer birimlere yansıttığı doğru ve düzgün çalışmalarıyla Taş Binaya yeni ses getirecek. Vahap SEÇER’i en iyi tanıyan, insanlara hizmette birebir dokunabilen, gönüller kazanan Serdal GÖKAYAZ inanıyorum ki, Taş Binayı gerçek anlamda TAŞ GİBİ sağlam görev anlayışına kazandıracak…
Taş Binadaki Basın Yayın ve Halkla İlişkiler Dairesi Başkanı Bedrettin GÜNDEŞ’in yoğun ve zor çabalarını da göz ardı etmeyelim. Basınla uğraşmak, hele de kendisinden önceki olumsuzlukları yaratanların yanlışlarını düzelterek işe başlamak çok zor. Başarılı bir yönetici ilk etapta KENDİ EKİBİNİ SAĞLAM KURABİLİYORSA % 50 başarıyı işin başında yakalamış demektir. Bu ayrıntıyı da Vahap SEÇER’e bu yazı ile hatırlatmak boynumuzun borcudur. Ekip çalışması ve ekibin aynı görüşten olması, ekiptekilerin gözlerine baktığınızda ne söyleyeceğinizi veya ne söylemek istediğinizi anlamaları çok önemlidir. Bu nedenle işe başladığında ekibini kuramayan ve önceki ekiple, yaratılmış olumsuzluklarla uğraşmak, basında büyükşehir için ayrıca özverili yeni bir sayfa açarak çalışmak hiç kolay değil…
Mersin Büyükşehir Dairesi Başkanlarının içinde bana göre en başarılı ve işine çok yakışan üç daire başkanı var. Bu nadide insanlar; Serdal GÖKAYAZ, Bedrettin GÜNDEŞ ve Ersan TOPÇUOĞLU. Ulaşım Dairede tıpkı Bedrettin GÜNDEŞ gibi kendi ekibini kuramadan çırpınan ve çok başarılı olan Ersan TOPÇUOĞLU Beyefendi de geleceğe bir ışık yakmış durumda. İki yılda hem eski ekibi, hem de yeni ekibi yetiştirmek, yeni projelerle toplu taşıma ve ulaşımda Mersin’de DEVRİMLER yapmak, Yenice’den Anamur’a her 24 saatini ayırmak kolay değil…
Her zaman olduğu gibi görevine her anlamda yakışanı ve doğruları NET yazan kalemimle, Mersin Büyükşehir Belediyesi Başkanı Vahap SEÇER ve Ekibine yeni başarılara imza atmalarını temenni ederek, İŞİNİN EHLİ OLAN Serdal GÖKAYAZ’a yeni görevinde başarılarının devamını diliyoruz.
Beyhan BALABAN
Cumhuriyet’in KALEMİ
Tarsus İnternet Gazetecileri Derneği Başkanı
TÜRKÇE KONUŞ BOZDOĞAN!
6 Eylül 2022 Tarsus Belediyesi Meclis Toplantısında Meclis Üyelerine yine, önceden bilgi verilmeden oylanmaya çalışılan RANT elde ettirecek gündem maddelerine istinaden yazılmıştır.
CHP GENEL MERKEZİ YÜKSEK DİSİPLİN KURULUNA ÇAĞRIMDIR!
Tarsus Belediye Başkanı Dr. Haluk BOZDOĞAN; Meclis Toplantılarında, son 3,5 yılda yaptığı sadece 2 Basın Toplantısında, CHP’ye 3 yıl sonra ilk kez partiliyle konuşmaya çıktığında, canlı yayınlarda konuşmalarının içerisinde CHP’yi ve CHP’lileri YABANCI TERİMLERLE tanımlayarak sürekli suçluyor ve alay ediyor.
Örneğin, 6 Eylül 2022 Meclis Toplantısının ardından yaptığı sosyal medya paylaşımında dahi daha da ileri giderek toplum önünde mecliste PARODİ yaşandığını vurgulayarak, CHP’den aday seçilmemiş gibi kendi yönettiği Meclisle ALAY eden bir açıklama PAYLAŞIMI yaptı. Tüm bu davranış ve söylemler parti tüzüğüne göre suçtur ve 2024 yerel seçimlerinde CHP’ye zarar verecek açıklamalardır. CHP ile kazandığı seçimle başkanlık koltuğunda otururken, CHP’den ayrıymış gibi davranıp CHP’ye karşı kutuplaşma yaratması ve sosyal medyada ayrışmış bir kitle yaratmasıyla Dr. Haluk BOZDOĞAN partisine zarar vermektedir. Başkanlığa yakışmayan hal ve hareketler içindedir.
PARODİ; bir oyun, oyunun bir bölümü ve konunun içeriğiyle uygulaması arasında geçen süreçle alay etme, gülerek eleştirme biçimidir. BOZDOĞAN tüm CHP ve Cumhur İttifakı Meclis Üyelerini Tarsus Belediye Meclisinde PARODİ yapmakla suçlamıştır. Bu suçlamayı sosyal medyada ayrıca kutuplaşma yaratan sözlerle paylaşmıştır.
Birkaç ay önce CHP Tarsus İlçe Binasında kendisi ile tartışan bir partiliye de “SEN BİR MONOLOGSUN” demişti. Monolog; aslında bir tiyatro tanımıdır. Sahnede yalnız kalan oyuncunun kendi kendini açığa vuran konuşmasıdır. Konuşan kişiyle bu yabancı terimi kullanarak alay etmişti.
Bir Belediye Başkanının sürekli konuşmalarında yabancı terimler kullanarak CHP ile ve CHP’lilerle alay ederek hitaplar yapması doğru değil. TÜRKÇE konuşsun ki, halk kendini anlasın. Derdi varsa doğru şekilde, doğru ve düzgün kelimelerle anlatsın, konuları irdeletsin. Üstelik daima HALKÇI olduğunu ifade eden, yoksulların doktoru olduğunu vurgulayan, TIP okumuş bir insanın önce vatan, millet sevgisiyle ÖZ DİLİNİ İYİ KULLANMASI, ÖZ DİLİNİ İYİ KONUŞMASI, Halkına ÖRNEK olması gerekir. TÜRKÇE konuşup, konuları yalın ifade etmesi gerekir.
PARODİ ve MONOLOG Demekle Hangi OYUNU Kastediyor?
Tarsus Belediye Başkanı Dr. Haluk BOZDOĞAN; Parodi ve Monolog demekle, Tarsus CHP İlçe Teşkilatının ve Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı ile Çevresinin Tarsus CHP Meclis Üyeleriyle birlikte kendisine OYUN oynadıklarını sürekli ima ediyor ve söylüyor. Diyelim ki öyle. Peki, TIP okumuş bir insanın, halkın doktoru olmuş bir şahsın 2014’ten bu yana özellikle CHP Camiasıyla bütünleşmek istemeyişi de mi bu oyunun parçası? Kendisini CHP’de Aday yapmak isteyen CHP Çevreleri de mi bu oyunun içinde? Mümkün değil. Çünkü hepsi dışlanmış vaziyette. CHP’de doktorun aday olmasını isteyen çevreler zaten CHP’deki birçok yanlış aday belirleyen seçimlerden dolayı kendisini adaylıkta desteklediler. Peki, BOZDOĞAN en başta kendi destekçilerini neden dışladı ve yok saydı? Çünkü hepsi özünde CHP’li ve Nitelikli insanlardı… BOZDOĞAN’ın Ekip KURMA anlayışı, görevlerde paylaşma duygusu, bilgili insanlarla iş yapma iradesi ve kendisini destekleyenlere bile güven duyma duygusu yok. O halde, eğer sadece kendisine güveniyorsa, kendi başına başarısını ispatlamayı becerecek, beceremiyorsa hiç kimseyi veya teşkilatı, ya da meclis üyelerini suçlamayacak. KENDİSİ BÖYLE İSTEDİ, ÜSTESİNDEN YA GELECEK YA DA GİDECEK! Seçildiği teşkilatı ve üyelerini yok sayıyorsa, kendisine bu kadar güveniyorsa bundan sonra bağımsız aday olmasını da bilecek…
6 EYLÜL 2022’deki Tarsus Belediye Meclisinde Oylanan RANT Maddeleri
Gündemden kalkan projeyi eklemeler yaparak meclise taşıdı. Tarsus Sivil Toplum Örgütlerinin başkaldırmasıyla ve benim aylarca kaleme aldığım Tarsus eski Belediye Başkanı Şevket CAN döneminde gündeme alınan Tarsus Parkı ile Tarsus Kültür Merkezi yanındaki alanda OTEL yapmak ve içerisinde farklı imar projesi geliştirerek konut ve iş yerleri yapmak.
Bu proje çok tehlikelidir. Tarihi Tarsus Parkı ileride önü alınamayarak yapılacak Otelin bir meclis kararıyla bahçesine dönüştürülebilir. Bu yüzden doğru değildir. Konut ve iş yerleri de yapılamaz çünkü Şehir Stadyumunun, Kültür Merkezinin, Kapalı Spor Salonunun ve Tarsus Parkının yanındaki tek değerlendirilecek alandır. Yıllarca yazdım, burasının KATLI OTOPARK olarak imarlaşması, üzerinin çok amaçlı salonlar olarak kullanılması gerekir.
Gündeme alınan diğer bir RANT Projesi Tarsus Hürriyet Evleri arkasında kalan 12 dönümlük alandır, burası da konut olması için mecliste oylandı. Bizler MERZARLIĞIN yanında konut yapılmaması gerektiğini eski Tarsus Belediye Başkanı Burhanettin KOCAMAZ döneminde sürekli söylemiş ve yazmış kalemleriz. BETON YIĞININA dönen Tarsus’ta Dr. Haluk BOZDOĞAN’ın başka işi kalmamış, yapacağını söylediği, meclisten geçirdiği hangi işi bitirmiş ki, hala yeni konut projesi hazırlatıyor ve mecliste oylatıyor. Tarsus’ta binleri geçkin boş daire var. Tarsus 30 yıldır İmar Rantlarına doymayan şirketlerle doldu ve betonlaştı…
Gündemdeki bir diğer RANT Alanı, D-400 (NATO Yolu) üzerindeki Trafik Müdürlüğü civarındaki alana Sanayi Sitesi yapmak. Bu siteyi araba satış merkezi olarak kullandırmak istediğini projeyi videosunu izleterek gösterdi. Tarsus’un böyle bir sanayi sitesine de ihtiyacı yok. Zaten araba satış merkezi eski Afra’nın yanında faaliyette ve Tarsus’a yetiyor. Tarsus’a yeni iş istihdamı yatırımları lazım. Tarsus Şelalesinden Ankara Yolu üzerindeki sanayide bile çoğunlukla Niğdeliler gelip iş eyeri aldılar, Niğdeliler iş yapıyor. Yeni bir Sanayiye ihtiyaç yok. Tarsus’ta İş yatırımlarına ihtiyaç var. İçi boş sanayi merkezlerine ihtiyaç yok, bu durum Rant elde etmekten başka bir iş değil…
Sonuç, meclis üyelerine bilgi vermeden, CHP’den seçilen bir başkan olarak CHP’nin Gurup Toplantısına katılmayarak bilgi vermeden, yapacağını söylediği meclisten geçirdiği birçok imar işleri dururken RANT elde edilecek bu üç projenin seçimlere 1,5 yıl kala gündeme gelmesi CHP’ye 2024 yerel seçimlerinde zarar verecek adımlardır.
Meclisin ertesi günü 7 Eylül 2022’de Tarsus Belediyesine Başkanla görüşmeye giden CHP Meclis Üyeleri kapıdan alınmamış ve türlü hakaretlere uğramışlardır. Bu meclis üyelerini beğenirsiniz veya beğenmezsiniz, kendi içinizde eleştirilerinizi yapabilirsiniz. Ama seçilmiş insanları kamuoyunda, halk önünde aşağılamazsınız. Çünkü kendi meclisi kendi partisinden seçilmişlerden oluşuyor. Bu davranışların ve yaptırımların hepsi PARTİ SUÇUDUR!
Dr. Haluk BOZDOĞAN’ın yaptığı her iş doğruymuş gibi başarısızlığını, sürekli CHP’ye ve CHP’deki kişilere mal etmesi, çok önemli sürece girdiğimiz önümüzdeki genel seçimlerde ve yerel seçimlerde partiye büyük zararlar verecektir. Bu zararlar Mersin Büyükşehir Belediyesi sonuçlarını da etkileyecektir. Kutuplaşma yaratmak partide suçtur!
Yarın 9 EYLÜL, Cumhuriyet Halk Partisinin 99. Yaşı Kutlu Olsun. ATAMIZA ve EMANETİNE Sadakatle; CHP Yüksek Disiplin Kuruluna, seçimlere 1,5 ay gibi kısa bir süre kalmasından dolayı, ayrıca genel seçimlere 9 ay kalmasından dolayı bir an önce CHP’nin toparlanması için Başkanla ilgili yaptırımlarını artık KESİN ve ACİL olarak uygulaması için çağrıda bulunuyorum. Tüm bu yanlışlara seyirci kalmak ta parti suçudur, yüksek disiplin kuruluna bu gerçeği de hatırlatırım…
Başka bir gerçeği de hakkıyla yazalım, Dr. Haluk BOZDOĞAN’a bir konuda kastettiği kişiler yanlış yapmıştır. 2019’da seçimleri kazanmasının üzerinden daha 3 ay geçtiğinde CHP’yi ve CHP’lileri dışlamasından dolayı karşısına “BAŞKAN Ali BOLTAÇ” diyerek çıkmaları elbette yanlıştır. Fakat bu yanlışı da yine kendisinin yanlışları yaptırmıştır…
Tarsus’un yerel gerçeklerini acı yaşatan bu konular, kentimizin geleceğini ilgilendiren, zenginken daha zengin olanları, siyasetten geçinmeyenlerin yoksullaşmaya hangi siyasi parti yerelde olursa olsun devam etmeleri bizlere kentimize ve kentlimize sahip çıkmamız gerektiğini hatırlatıyor. Yıllarca BETONLAŞAN, yoğun göç alan Tarsus için; AĞAÇLANDIRMANIN, Sosyal Tesislerin, Parkların, Havuzların, Halk Restoranlarının, Spor Alanlarının, yapılacaksa çok katlı değil, şehir dışında Bahçeli Konutların, Gazeteciler için Büyük ve Bahçeli, çok amaçlı bir Lokalin, Sosyal Kahvehanelerin, Kadınlar-Gençler-Çocuklar için Sosyal ve Üretim Alanlarının kurulması gerektiğini yazdık, söyledik, daima dile getirdik. Tüm bu projeleri 2013’te Dr. Haluk BOZDOĞAN’a bizzat verdim. Ama hiçbiri yapılmadı. 3,5 yıldır yapılan birkaç Okuma Salonunda bile resmiyette çalışan görünüyor ama okuma salonları kapalı. Başka hiçbir çalışma yok. Mahalle arasına yapılan birkaç küçük park zaten yapılması gereken küçük işlerdir. Önemli olan büyük projeleri ve halkın gereksinimlerini yapmaktır. ATA Tohumu çalışması ayrıca irdelenmesi gereken önemli bir konu. Başarılar halkın kullanacağı, gereksinimleri acil olan alanları yapmakla başlar.
Bu yazı dizim memleketim TARSUS İÇİN devam edecek. 3,5 yıldır sustuk, yazmadık, dostça söyledik, uyardık olmadı. Yine sahiplendik, düzelir diye destekledik olmadı. Şimdi görüyorum ki Tarsus’a ve geleceğine zarar verilecek. Yeni RANTLAR doğacak. O halde bu kalem CHP’ye ve Tarsus’a zarar verecek adımlar için hep yazdı, yazmaya devam edecek…
Karanlığa Terk Edilmiş Tarsus’a Aydınlığı Getirecek Bir Başkan Seçmek Dileğimle Memleketime Selam Olsun.
Beyhan BALABAN
Cumhuriyet’in KALEMİ
On bin yıllık tarihe sahip olduğu kanıtlanmış, on iki bin yıllık olabileceği yeni antik bulgulara rastlanmış bir kentin ilerleme haklarında daima yok sayılmasının süreci…
Çiftehan-Yenice-Tarsus-İskele Demiryolunun Fransızlar tarafından 2. Abdülhamit döneminde “Bağdat Demiryolu Projesinde” 1876-1909 yılları arasında Konya’dan Bağdat’a kadar olan projenin içerisinde yer alan, Türkiye’de tek sahile ulaşan bu demiryolu çalışmasında “Mersin veya İçel” adında bir şehir yoktu. Şimdiki Birleşik Liman Kentinin Liman kapısında son bulan tarihi demiryolu Mersin’in tek tarihi kanıtıdır. Başka bir tarihi geçmişi ve kanıtı yoktur. Çünkü Mersin’in kuruluşu bu tarihi demiryolu ile başlar…
Birleşik Liman Kent diyorum, çünkü Mersin diye bir şehir yapılaşması aslında yoktur. Mersin ADINDA yapılaşma Liman Ticareti olarak emperyalist güçlerce yaratılmıştır. Mersin yerelde Büyükşehir olduktan sonra bu ayrıntı BÜTÜNŞEHİR YASASIYLA daha çok ortaya çıkmıştır. Mersin’in şu anki merkez ilçelerinin tarihi yerleri vardır. Fakat en merkez ilçe olan Akdeniz, Yenişehir ve Mersin’in tarihi hiçbir kanıtları yoktur, sonradan oluşturulmuştur. Yenişehir’deki Müftü Deresi Köprüsünün diğer tarafı bile tarihte Silifke Yolu olarak bilinir. Toroslar İlçesinin yukarı kesimlerinde Kurtuluş Savaşı ve öncesinde yaşanan hayatlar ve tarihi yerler mevcuttur. Merkez İlçelerden Mezitli, Tarsus’la birlikte en eski tarihe sahiptir. Anamur ve Silifke’nin tarihi de keza antik tarihte isimleriyle yerlerini alır…
1909 yılında Liman Kentin ilk tarihi kanıtı olan demiryolu ulaşıma açılmış, İskele olarak 1888’den itibaren sahil uzun yıllar ticarete ev sahipliği yapmıştır. Yeni doğacak bu kente, ticareti birinci derecede çoğunlukla Rumlar getirilerek yerleştirilip, deniz ticaretini icra etmişlerdir. Mersin’de sahilde yapılan ilk binalar ve evler taşlarının, kumunun ve tüm inşaat malzemelerinin Lübnan’dan büyük Kalyonlarla getirilerek yaratılmaya çalışıldığı bir limandır.
TARİHİ ANTİK TARSUS kentinin merkezi ise on binlerce yıl öncesinde yaşayan hangi devletler varsa şimdiki aynı kent merkezi üzerine kurulmuştur. Bu nedenledir ki, Tarsus’un merkezinde hangi yeri kazsanız tarihle karşılaştığınız kanıtlara, iskeletlere, eşyalara, küp küp altına, kralların, kral ailelerinin lahitlerine, peygamber mezarlarına, hazinelere, aklınıza tarihte yaşayan ve yaşantılarında neler kullandıklarını kanıtlayan her şeyle karşılaşırsınız…
TARİHİ Kent Tarsus, TARİHSİZ Kent Mersin’in İlçesidir. 1846 yılına kadar Tarsus SANCAKTIR (Vilayet). Adana Tarsus’un İlçesidir. Tarsus’ta Amerikan Koleji yapılıp eğitime başladıktan sonra emperyalist güçlerin planı işlemeye başlar. Tarsus’un Sancak konumu elinden alınmış, Adana’ya verilmiştir. 1877 yılında Tarsus ve İskele Mersin Adana’ya bağlı birer Kaza Merkezi gösterilmişlerdir. 1888’de Tarsus Adana’dan koparılıp ortada olmayan, henüz ticaret için iskeleye yerleşen Rumlardan oluşan bir deniz ticareti limanı, Mersin’e bağlanmıştır. Fransız işgalinde dahi Tarsus dış güçler için merkez ilçeydi, kaza merkezi değildi…
Emperyalizmin Amerika önderliğinde planı çok hızla işlemişti. 1997’den bu yana gündemde olan Mersin Ticaret Limanının Büyük Ticaret Gemileri için uzatılmasına ne kadar tepki olsa da bu liman uzatılacaktır. Çünkü Mersin Ticaret Limanı olması için kurulmuş, bölgedeki tarihi yerleri takip etmek için stratejik anlamda emperyalizmin durak yeri olan bir kenttir.
TARİHİ ANTİK TARSUS NEDEN İL YAPILMIYOR?
Her yanıyla, her çağıyla tarihi yaşamış Tarsus’un il yapılmamasının nedeni yukarıda anlattığım tarihi haksız kararların içinde bağırır durur aslında. Fakat bu çığlığı kaç kişi anlayabilir? Sözde değil özde Tarsuslu olup, Atalarında haksızlıklara uğramış olanlar, Tarsus tarihini ve özellikle 19. Yüzyıl, 20. Yüzyıl ve 21. Yüzyıl tarihini iyi bilenler Tarsus’un emperyalist güçler ne zaman izin verirse il olacağını bilirler. Tarsuslular il olma mücadelesini bırakmalı mı? Kesinlikle HAYIR! Fakat mücadele yapıyor görünenlerle, kişi veya kurumlar fark etmez, gerçekleri bilenlerle mücadele etmek arasında çok büyük uçurum vardır. Ne yazık ki, hem Adana, Tarsus hem de Mersin tarihi bilmeyenlerle memleketli olmayanlarla uzun yıllardır yönetilmektedir. Adanalılar, Tarsuslular ve Mersinliler kendi memleketlerinde hak ettikleri makamlarda değildirler. Bilinçli Göçlerin, iç ve dış siyasetin girdabına sıkışmış şekilde bereketli topraklarında kendi memleketlisine faydası olmayan, ama Çukurova dediğimiz bu üç kente kimler göç ettiyse ekmek vermiş, doyurmuş gözü gönlü zengin bir halkı vardır…
TARİHİ Tarsus’un TARİHSİZ Mersin’i Sırtında Taşıması
Tarsus’un Mersin’in ilçesi olmasından bu yana Mersin’i siyasetin şeklini belirlemesinden tutun da ticaretinin yüksek olmasından, eğitim seviyesinin, sağlık hizmetlerinin, ulaşımının gelişmesine kadar Tarsus’un ve Tarsuslunun büyük emeği ve payı vardır. Toroslar, Mezitli, Tarsus ilçelerinin kırsal kesim insanları Mersin’i doğurmuştur. Tarım ticareti yapan inşaları Mersin’e can vermiştir. Fakat Tarihsiz Mersin bu kentlere yönetimleriyle hep üvey evlat kararlarıyla yaklaşmıştır. Devletten gelen hangi alana yatırım varsa Mersin merkezine uygulanmış, özellikle Tarsus’a, üstelik Tarsus’un istediği devlet ödeneklerinde dahi çok az miktarlar verilmiş, Tarsus’un resmi makamları tarihine yakışır şekilde yenilenememiş ve ilerleyememiştir. Resmî kurumların halkımıza hizmetlerinde Tarsus’ta hep aksamalar olmuştur. Bu sürecin nedeni hep Tarihsiz Mersindir. Bu konudaki örnekler her kurumda alınan resmi kararlar incelenerek bir araştırma dizisi bile hazırlanabilir. Zira bu şekilde haksızlıklara uğramış onlarca Tarsuslu İş Adamları vardır. Hepsi belli zamanlarda yaşadıkları haksızlıkları kameralar önünde anlatmışlardır.
MUSA Peygamber mi? Kardeşi HARUN MU? Yoksa Kibirli KARUN MU?
Bu yazıyı okuyan herkesin merak ettiği son yıllarda Tarsus’ta yapılan gizli kazının gerçekleri yine Tarsus’un il olabilmesine veya olamamasına etkendir. Şu anki Türkiye CUMHURİYETİ Devleti Cumhurbaşkanının takibiyle, emniyet güçlerince sonuçlanmış, bir Ermeni kadının Tarsus’a gelerek kazıları başlatmış çok ayrıntılı bir gerçektir. Fakat bu yazıda ana tema Tarsus olduğu için konuyu kısa geçeceğim. Ermeni Kadın SİYAH ÇARŞAFLI ve PEÇELİDİR. Kazının yapılacağı eve gelerek tekliflerde bulunarak kazıyı başlatır ve emniyet konudan haberdar olarak İç İşleri Bakanlığını akabinde Cumhurbaşkanlığını bilgilendirir. 2012 yılı öncesine ve daha çok eskiye dayanan, 2012 yılında patlak veren bir mektup definecilerin eline geçiyor. Anlaşma ile başlayan kazı, Kadının elindeki haritada kendi soyunun atalarının bu haritadaki yerde yattığını, aşağıda odalar olduğunu ve “Define ile altınlar sizin olsun. Ben sadece bir Altın Kemer ve 3 Kitabı istiyorum” diyerek başlar. Sonuçta bu kazıda yaşanan bir göçme sonucu birçok oda ortaya çıkar. Cihazlar getirilip toprağı ölçmek için özel elbiseler giyilerek çalışılınca dikkat çeker ve ciddi bir şikâyet olur. Emniyet el altından olaya el atar. Definecilerin içine gizli bir Polis yerleştirilir. Kazılarda Hristiyanlıkla ilgili haçlardan tutun da birçok obje çıkarılır. Bunları defineciler yurt dışına satmak isteyince Polis zor durumlar yaşar. Ve Polis vurularak öldürülür. Eşine her şeyi anlatan Polis bulunanların başkalarına satılacağını söylemek isteyince öldürüldüğünü Eşi olayları tek tek açıklayarak söylüyor. Polis ve Eşi aşağıda büyük bir mezar bulunduğunu emniyete tedbir alınması için anlatıyor. Uzun bir lahit, üzerinde motifler ve an başına doğru hayvanların figürleri var. Bu hayvanlar İnek, Öküz ve BUZAĞI’dan oluşuyor. Altın Buzağı’ya tapan Hz. Musa’dır. Kendisine peygamberlik geldiğinde Halkı yine Sarı Buzağı’ya tapıyordu. Buzağı figürü Kenanoğullarınındır, bugün ki Musevilerindir. Boynuz figürü Hz. Musa’nındır. Tabut-u Sekine’de ise Hz. Musa’nın yattığı söylenir. Bulunan mezar Musa’nın Yaradan’dan izin alarak görevlendirdiği söylenen kardeşi HARUN da olabilir. Dönemin kibirli ve en zengini KARUN da olabilir. Fakat izlenimlerimizden çıkardığımız sonuç bulunan mezarın, antik adı ile lahidin Hz. Musa’ya ait olduğu Ayasofya’nın ibadete açılış fotoğrafında üzerinde Tabut-u Sekine’nin yayınlanması Hz. Musa olduğuna kanaat getiriyor.
TABUT’U SEKİNE
Kuran-ı Kerim’de adı geçen Tabut-u Sekine ve son yıllarda yaşadığımız Tarsus Gerçeği çok önemlidir. Kuran’da anlatılan Tabut-u Sekine’de insanları kaçıran bir güç olduğu Kuran’daki ayette geçer. Tabutu kaçırmak isteyenlerin çarpıldığını ayetlerde anlatır. Kutsal Lahit Sandığına dışarıdan dokunulmasına izin verilemeyeceği için özel kıyafetli defineciler kazıya devam eder. Musevilerin, Yahudilerin müzelerinde var olan Buzağıların aynısı Tarsus kazısında mevcuttur. Dinler tarihinden olan bu Kutsal Mezarın kutsal olduğunu üzerindeki betimlemelerden, büyüklüğünden anlıyoruz. Kazı olayının üzeri kapatılıyor, Müze Müdürü bir şey yok diye açıklamalar yapıyor.
Fakat Türkiye Cumhuriyeti Devleti Tarsus kazısından sonra AYASOFYA’YI namaza açıyor. Ayasofya’nın açılmasını anlatan görsel reklamda tüm Ulusumuzun izlediği Ayasofya fotoğrafının üzerinde Tabut-u Sekiye gösterildi. Cumhurbaşkanı önce Vatikan’a gitti. Nasıl bir anlaşma yapıldıysa dönüşte Ayasofya’yı ibadete açtı. Vatikan açıklama yaptı, Elçilik vasıtasıyla “Bize bir şey teslim edilmedi. Tarsus kazısında bizim bir etkimiz olmadı” dedi. Vatikan’ın elinde geçmişin fotoğrafını çekecek aletler bile var, birçok antik kentte bu aletlerle araştırma yapıldığı biliniyor. Tarsus’ta bulunan odalara Vatikan tek tek numara vermişti. Bu süreç polis kayıtlarında mevcuttur. Lahidin içindekilerin ne olduğunun bile kayıt altında olduğunu söyleyen ölen Polis bunları açıklamıştır. Ayrıca Vatikan neden açıklamasında, “Bize bir şey teslim edilmedi” diyor? Bulunan bu hazine ve lahitte bir bilgi çıktığı ortadadır. Esas HAZİNE BU BİLGİDİR. Ve Türkiye “Bu bilgi artık bizde” diyerek, devletler nezdinde ve dinler nezdinde Kuran’ı Kerimde bu olaylar ve Tabut-u Sekiye ayetle önceden yazıldığı için, Ayasofya’nın ibadete açılmasının Kuran’ın en son kabul edilecek dinin kitabı olduğunu diğer dinlerin mensuplarının bunu gerçeği artık kabul etmelerine vesile olan kanıtları ele geçirmemizdir. Bu gerçeklerin Kuran’da ayetlerde geçtiğine dayanarak kazıda bulunan Kitapların da Tevrat, Hz. Musa’nın Simya Kitabı ve diğer kitaplarından olabileceği gerçeği ağır basıyor. Böyle olduğunu bir devlet kararına, Vatikan’ın açıklamasına, bulunan Kutsal Lahid’e üzerindeki figürlere ve kazının sonuçlarının gizlenmesine bağlıyoruz…
Dinler tarihinin kenti, TARİHİ TARSUS yaşanan bunca gerçek değerlere sahip olduğu halde TARİHSİZ MERSİN’İN ilçesi olmaya devam ediyor. Ne zaman ki, Türkiye NATO Üyesi olmaktan çıkarsa Tarsus il olabilir. Ne zaman ki, Türkiye’yi sürekli değişen Büyük Ortadoğu Projesi maddelerinde EYALETLERE bölerlerse ve Çukurova Eyaleti ilan edilirse o zaman Tarsus Çukurova Eyaletinin Başkenti olur. Böyle bir karar alınırsa bilinsin ki emperyalist güçler artık Tarsus’ta elde etmek istediği tüm bilgilere ve eşyalara ulaşmış, sonra Tarsus’un kalkınmasına izin vermiştir demektir. Bu iki gerçeğin dışında Tarsus’u il yapmazlar. Tarsus’ta sadece merkez mahalleleri değil, etrafındaki kırsal mahalleleri de Sit Alanları ilan ederek kazılmasını yıllarca engellediler. Hep gizli kazılar yapıldı. Emperyalizmin uygulayıcıları Tarsus’un altında tarihi ne varsa biliyor ve kendisinin ele geçireceği bilgiler uğruna Tarsus’u İL yaptırmıyor. Fakat koca Türkiye’de emperyalizm Tarsus’a geliyor 1888 yılında Tarsus Amerikan Kolejini kuruyor. Ve bu koleji Tarsus’u bağladığı Mersin’e değil Tarsus’a kuruyor. Veya Adana’ya da kurmuyor. Tarsus’a kuruyor. Nedeni Tarsus’un TARİHİDİR. Ve hatta Dinler Tarihindeki yeri ve konumudur…
TARİHSİZİN TARİHİ olarak kalacak olan Tarsus kentinin il olmasını bizler göremeyiz. Dünya tarihinde önümüzdeki yüzyıllarda ne gibi kararlar alınırsa il olma sonucu bu kararlara bağlıdır. Tarsus tarihinde daha birçok anlatılacak, emperyalist güçlerin engellediği olaylar, saklanmış tarihi kalıntılar vardır. Burada tüm bu yaşanmış gerçekleri anlatmak sayfalara sığmaz. Her bir kazıyı ve sonuçlarını Emniyet ve Kültür Bakanlığından belgelerle ispatlayarak açıklayabiliriz…
T.C. Vatandaşı olarak, benim İlim Mersin, İlçem Tarsus’tur. Bu yazı Mersin’i eleştirmek için değil, Tarsus Tarihi Gerçeğini az da olsa düşündürmek için neden İL yapılmadığı üzerine yazılmıştır. Kaldı ki, 100 yıllık Liman Kent Mersin’in yaşanmış güzelliklerini şiirlerimde bile kaleme almış bir yazarım. Lütfen Tarsus için alınan devlet ve dış siyaset kararlarıyla Mersin Sevgisini birbirine karıştırmayalım.
Tarihi Tarsus’tan Gönlümdeki SIMSICAK MERSİNİM’E ve Nice Değerlere Sahip Olduğunu Bilmeyen MİLLETİMİZE Binlerce Selam Olsun.
Beyhan BALABAN
Cumhuriyet’in KALEMİ
Devlet Adamlarımızdan eski Dışişleri Bakanımız, CHP eski Genel Başkanı Hikmet ÇETİN Çukurova gezisine Tarsus’tan başladı. 15 Şubat’ta Tarsus’a gelen Hikmet ÇETİN önce siyasete başladığı Gençlik Kollarından bu yana bünyesinde olduğu CHP’nin TARSUS Cumhuriyet Halk Partisini, ardından Tarsus Belediye Başkanı Dr. Haluk BOZDOĞAN’ı ziyaret ederek Mersin’e geçti.
Hikmet ÇETİN duruşu ve beyefendi hali, bilgi birikimli konuşmalarıyla özlediğimiz eski devlet adamı profilini dün kendi çalışmalarıyla bizlere hissettirdi. Kendisini dinlerken çok duygulandık. Nerede şimdi böyle milletvekilleri, böyle devlet adamları, böyle dışişleri bakanı nerede?
Türk siyaseti son koalisyon hükümetinin yıkılması çabalarıyla başlayan süreçle, AKP Hükümeti döneminde gittikçe düşüşe geçerek çok basitleşmiş, milletimizin nazarında değerini kaybetmiştir. Hikmet ÇETİN ve nice eski devlet adamlarımızı gördüğümüzde ve aramızdan ayrılanları saygıyla andığımızda, aklımıza eskilerin saygınlığı, bilgi ve donanımları, siyasi ahlaklarında ve üsluplarında nasıl da mütevazı, samimi ve güven verdiklerini hatırlıyoruz.
Eski devlet adamlarımız siyasetin esas görevi olan çözüm odaklı işleri yapabiliyorlardı, milletvekilleri muhalefet partilerinden olsalar da hükümetten vatandaşın işini bitiren saygınlıkları vardı. Hikmet ÇETİN bunlardan sadece birisidir.
Hepsine selam olsun…
Saygıdeğer Bakanımız Hikmet ÇETİN’E Sordum
Hikmet ÇETİN’e bir soru yöneltim. Gayet açık ve korkusuzca eski devlet adamı görevinde olduğu gibi Türk Siyasetini dış güçlere karşı koruyarak, geleceği görerek, bilgi ve kalitesiyle çok önemli açıklama yaptı.
-Saygıdeğer Bakanım, siz geçmişte dışişleri bakanlığı yapmış, Türkiye’nin en zor siyasi baskı gördüğü dönemlerde en önlerde olmuş geçmişe sahip siyasimizsiniz. CHP Genel Merkezi veya CHP Genel Başkanı size ve sizin gibi güven duyulan eski siyasilerimize bazı konularda danışıyor mu? Sizlerle ilgili seçimlerde destek ve yardımcı olmanız adına bir çalışma yapıyorlar mı? HDP Siyasetine bakış açısının artık değişmesi ve muhalefetin altı siyasi partisinin, Cumhurbaşkanlığı seçiminde HDP oylarına ihtiyaç olduğundan nasıl bir yol izleyeceklerini biliyor musunuz? Sizlere düşüncelerinizi ve önerilerinizi soruyorlar mı? Teşekkür ederim.
Hikmet ÇETİN: -Ben Cumhuriyet Halk Partisinin Gençlik Kollarından bu yana siyasetin içindeyim. CHP Genel Başkanımız Kemal KILIÇDAROĞLU, Hükümetin alel acele aldığı bir kararla meclise getirdiği TESKERE KONUSUNU bir gece telefonla beni arayarak dışişleri bakanlığımdaki tecrübemi de hatırlatarak “Siz bu konuda ne düşünüyorsunuz?” dedi. Genel Başkanımıza kesinlikle HAYIR dememiz gerektiğini tüm dış siyaseti ve doğu politikasının doğru işlemesi yönündeki görüşlerimi aktardım. Örneğin sınır ötesinde bir savaş çıksaydı, yine bir patlama, bir olay yaratılsaydı CHP eğer TBMM’de Teskereye EVET deseydi, bu işin sorumlusu olarak yine CHP’yi hedef göstereceklerdi… HDP konusuna gelince, biliyorsunuz Selahattin DEMİRTAŞ İstanbul yerel seçimlerinde tam tavır koyarak, Devlet Bahçeli dahi iktidar için HDP seçmeninden Öcalan ağzıyla oy istediği halde, DEMİRTAŞ; “Ne KANDİLİ ne de ÖCALAN’ı tanımıyoruz, Millet İttifakını destekleyeceğiz” açıklaması yaptı. Ben bazen şöyle inanıyorum, Selahattin DEMİRTAŞ’ın hapis sürecine, belki de diyorum dışarıda olsaydı o açıklamasından sonra öldürülebilirdi.
Selahattin DEMİRTAŞ Türk Siyasetinin kilit ismi, HDP seçmeni de kazanılacak seçimde etken ve sonucu getirecek seçmen kitlesidir. Bu nedenlerle bu konuda hem diğer muhalefet partileriyle hem de CHP’de istişarelerimiz var. Muhalefet olarak bir araya gelen altı siyasi partimizin Cumhurbaşkanı Adayı HDP seçmeninin de oy vereceği bir kişi olacaktır. Bu soruyu seçimi kazanmayı garantileyerek yola çıkmamız gerektiği üzerinden sorduğunuzu anladım. HDP seçmeninin oy vereceği bir adayla Millet İttifakının altı siyasi partisinin dik duruş göstererek seçimlere birlik ve berberlikle girdiklerinde seçimin galibi Millet İttifakı olacaktır…
Hikmet ÇETİN sorumu gayet açık ve daha uzun açıklamalarıyla Tarsus CHP’de partililerimize uzun uzun anlattı. Samimi ve gerçeklerin üzerini örtmeden, korkmadan siyasetin iç yüzünü net bir şekilde izah etti. Hikmet ÇETİN zorda olan Türkiye Cumhuriyeti Devletinin siyasi sürecini yeniden kaliteli yıllara doğru şekillendirecek kilit siyasilerden biridir. Hikmet ÇETİN 1937 yılında Diyarbakır’da doğup, İlk ve Orta öğrenimini Diyarbakır’ın LİCE ilçesinde tamamlamış, 1960’ta Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesine girip, İktisat ve Maliye Bölümünden mezun olup, Devlet Planlama Teşkilatında Uzman Yardımcı olarak göreve başlamıştır. Türkiye’de sayılı devlet adamlarıyla birlikte ülkemiz için önemli çalışmalar üretmiştir. Devlet Planlamadan Turgut ÖZAL, Ali Kaya MUTLU, Necmettin ERBAKAN, Süleyman DEMİREL ve daha birçok siyasi ile fikirleri farklı olsa da ülkeleri adına kendi alanlarında doğru yol kat etmişlerdir. 1977’de İstanbul Milletvekili olarak meclise girmiş, 1978-1979’da Bülent ECEVİT’in kurduğu koalisyon hükûmetinde Başbakan Yardımcısı olmuştur. Diğer tüm siyasi partiler gibi CHP 12 Eylül Darbesi ile kapatıldıktan sonra, 1987 genel seçimlerinde Sosyal Demokrat Halkçı Partiden Diyarbakır Milletvekili seçilmiştir. Görevleri hep üst düzeydedir.
1991’de 3. Kez Gaziantep Milletvekili olarak meclise giren Süleyman DEMİREL’in kurduğu koalisyon hükümetinde Dışişleri Bakanı olan, 1995’te CHP ile SHP birleşiminde CHP Kurultayında Genel Başkan seçilen Hikmet ÇETİN’e önümüzdeki süreçte Millet İttifakının çok ihtiyacı var. Bir siyasinin geçmişi bu kadar mı önümüzdeki süreçte önem arz eder diyorsanız, bu öneme örnek isimlerin başında Hikmet ÇETİN geliyor.
Bu yazıyı kaleme almamın ve sorumu sormamın nedeni, önüne gelene gelmeyene, ülkemizin siyasi gerçeklerini saptırarak kendi seçmenine hedef yapan ve TERÖRİST diyen iktidar partisinin hem CHP’ye attığı iftiraları bitirecek, hem de koalisyon hükümetinin kurulacağı yolu seçmene böyle korkmadan anlatacak kilit kişi olmasındandır.
Önümüzdeki genel ve yerel seçimlerde hangi fikirden olursa olsun, eski devlet adamı büyüklerimize ihtiyacımız var. Türk Siyaseti düzelirse ülkemiz her alanda düzelir. Yoksulluğa doğru özellikle sürüklenen milletimiz yeniden refahı kaliteli ve çözüm odaklı siyasetle bulabilir.
Hikmet ÇETİN gibi milletimizde güven sağlamış tüm eski siyasilerimiz kollarını sıvayıp, kendi fikirlerinden olan Millet İttifakının siyasi partilerine yardımcı olmalıdır ve destek vermelidirler. Bu Görev VATAN GÖREVİDİR, Vatansever Yurttaşlara Selam Olsun…
Beyhan BALABAN
Yazarın diğer yazıları: