Erkan Aktaş

Erkan Aktaş

04 Mayıs 2026 Pazartesi

MERSİN: TÜRKİYE’NİN EN UZUN SÜREN YOL HİKÂYESİ

MERSİN: TÜRKİYE’NİN EN UZUN SÜREN YOL HİKÂYESİ
0

BEĞENDİM

ABONE OL

MERSİN: TÜRKİYE’NİN EN UZUN SÜREN YOL HİKÂYESİ

Mersin’de ulaşım artık yalnızca bir altyapı meselesi değil; zamanla yarışan, hatta çoğu zaman zamanı kaybeden bir hikâyeye dönüşmüş durumda. Bu kentte yollar kilometreyle değil, bekleme süresiyle ölçülüyor.

Mersin’in potansiyeli tartışmasızdır. Limanı, tarımı, turizmi, lojistiği ve dış ticaretiyle Türkiye’nin en stratejik kentlerinden biridir. Böyle bir kentin ulaşım altyapısının güçlü olması beklenir. Ancak gerçeklik, potansiyel ile uygulama arasındaki mesafenin giderek açıldığını gösteriyor.

Projeler yok mu? Var.

Hatta fazlasıyla var.

Ama mesele proje üretmek değil, projeyi tamamlayabilmek.

Çeşmeli-Taşucu otoyolu, Silifke-Mut yolu, Anamur-Gazipaşa bağlantısı, demiryolu hatları… Her biri yıllardır gündemde. Her biri “başladı”, “ilerliyor”, “az kaldı” cümleleriyle anılıyor. Ama sonuç? Süreler uzadıkça uzuyor.

Belki de Mersin, Türkiye’de en uzun süren yol çalışmalarında ilk sıralarda yer alıyor.

Belki de bu artık bir istisna değil, bir gerçeklik.

Biz bu sürecin tarihini biliyoruz.

Balık hafızalı değiliz.

Takip ediyoruz.

Araştırıyoruz.

Diğer illere yapılanları da biliyoruz.

Hangi proje ne kadar sürede bitmiş, hangi kent nasıl önceliklendirilmiş — biliyoruz.

BİLİYORUZ.

Ve tam da bu yüzden, hem yerelde hem Ankara’da küçük işlerin gerektiğinden fazla büyütülmesinden yorulduk.

Bir kavşak düzenlemesi “mega proje”, birkaç kilometrelik yol “tarihi yatırım” diye sunuldukça, gerçek ihtiyaçlar görünmez hale geliyor.

Bugün bir battı-çıktı yapıldığında “ulaşım sorunu çözüldü” algısı yaratılıyor.

Oysa çağdaş kent ulaşımı, sadece asfalt dökmekle, kavşak genişletmekle, alt geçit yapmakla çözülmez.

Yıllarca merkezi yönetimi asfalt politikaları üzerinden eleştiren yerel yöneticilerin, bugün aynı anlayışı sürdürmesi düşündürücüdür.

Ulaşımı yalnızca asfaltla çözebileceğini düşünen bir yaklaşım, en iyi ihtimalle günü kurtarır; geleceği değil.

Çünkü modern ulaşım;

raylı sistemdir,

entegrasyondur,

planlamadır,

verimliliktir.

Sadece daha fazla yol yapmak, daha fazla trafik üretir.

Mersin artık yalnızca hızlı tren değil, gerçek anlamda bir YHT entegrasyonu talep ediyor. Karaman üzerinden Mut hattıyla Taşucu’na uzanan bir demiryolu koridoru yalnızca ulaşım değil, kalkınma meselesidir. Bu yapılmıyorsa, mevcut hatlar en azından hızla modernize edilmelidir.

Çukurova Havalimanı yapılmıştır. Bu önemli bir adımdır. Ancak kentle güçlü bir raylı bağlantı kurulmadan bu yatırım eksik kalacaktır. Ulaşım, tekil projelerle değil, entegre sistemlerle anlam kazanır.

Ve açık söyleyelim:

Bu kentte ulaşım meselesinde hem merkezi iktidarı hem de yerel yönetimleri eleştiriyoruz.

Çünkü sorun çok boyutluysa, eleştiri de çok boyutlu olmak zorundadır.

Ama görüyoruz ki birileri var;

alkışlamaktan eleştirmeyi unutmuş.

Herkes sıraya girmiş.

Kim daha çok övecek yarışı var.

Oysa bir kente en büyük kötülük, hatalarını söylememektir.

Bu kentte eleştiren çok az kişiyiz.

Ama bu azlık, yanlışları görmezden gelmemizi gerektirmez.

Biz yapılanı alkışlarız.

Ama gecikeni de söyleriz.

Eksik bırakılanı da yazarız.

Bekliyoruz.

Ama sadece beklemiyoruz.

Takip ediyoruz.

Araştırıyoruz.

Mersin artık “yolda” olan projelerin kenti olmak istemiyor.

Mersin tamamlanan, çalışan, entegre olmuş bir ulaşım sistemi istiyor.

Bu kent bekleme salonu değil.

Bu kent bir merkez.

Ve bu merkez, hak ettiği ulaşım altyapısını istiyor.

Prof. Dr. Erkan AKTAŞ